Hifa

bana düşen budur bana düşen bir perdenin asılışının benden aldığı gökyüzüdür bana düşen terk edilmiş bir merdivenden inmek ve yalnızlık içinde çürümekte olan bir şeye ulaşmaktır bana düşen hatıralar bahçesinde hüzünle dolaşmaktır ve "ellerini seviyoruın" diyen sesin kederinde ölmektir
Reklam
ben kaybolmuşluk duygusu kadar korkuncum ama Tanrım nasıl korkulabilir benden ben, ben ki hiçbir zaman gökyüzünün sisli çatılarında başıboş ve hafif bir uçurtmadan başka bir şey değildim aşkımı ve hevesimi ve nefretimi ve derdimi mezarlığın geceden yalnızlığında adına ölüm denen fare kemirmektedir
yarından itibaren kendimi 678 devre için kadife kaplı bir makamda toplanma ve geleceği garantileme meclisine ya da hamdü sena meclisine sarsılmaz bir güvenle konuk edebilirim zira ben kültür-sanat-dalkavukluk dergilerinin bütün içeriğini okurum
içime sığmayan sevinçle pencerenin önüne gittim ve tozan hayvan pisliklerinin çöp ve idrar kokularının birbirine karıştığı havayı içime çektim istekle 678 kere ve 678 borç makbuzuna 678 iş dilekçesine yazdım: Furuğ Ferruhzad gül, bülbül ve şiir ülkesinde yaşamak bir nimettir hele ki varlığın, yıllar yıllar sonra kabulleniliyorsa
yol aramıyorum gündüzün şehrine kuşku yok ki bir mezarın derinliklerinde uykudayım cevherim var fakat onu korkudan gönlümün bataklıklarında saklamaktayım gidiyorum ... ama sormuyorum kendime yol nerede? ... menzil neresi? ... amaç nedir? öpücük veriyorum fakat kendimden habersizim bu divane gönlümün tanrısı kimdir?
Reklam