Hifa

"bu yüzyılda işin ne apla?" Benim ferdanım da olumlayacağı bir yanıtım olur bu densiz soruya şöyle ki: "Bakınız,” derim “öncelikle melankoli tarih ve denizaşırı ve taşırıdır, türlü kılıklara bürünür yeniden yeniden çıkar karşınıza...
Reklam
annenin bütün hayatı cehennem korkusu eşiğine serili bir seccadedir anne her şeyde günahın ayak izlerini arıyor ve bahçeye de bir bitkinin küfrünün bulaştığına inanıyor anne bütün gün dua ediyor anne doğuştan günahkar ve bütün çiçeklere okuyup üflüyor ve bütün balıklara okuyup üflüyor anne zuhuru bekliyor ve gökten inecek lütfu
bana düşen budur bana düşen bir perdenin asılışının benden aldığı gökyüzüdür bana düşen terk edilmiş bir merdivenden inmek ve yalnızlık içinde çürümekte olan bir şeye ulaşmaktır bana düşen hatıralar bahçesinde hüzünle dolaşmaktır ve "ellerini seviyoruın" diyen sesin kederinde ölmektir
ben kaybolmuşluk duygusu kadar korkuncum ama Tanrım nasıl korkulabilir benden ben, ben ki hiçbir zaman gökyüzünün sisli çatılarında başıboş ve hafif bir uçurtmadan başka bir şey değildim aşkımı ve hevesimi ve nefretimi ve derdimi mezarlığın geceden yalnızlığında adına ölüm denen fare kemirmektedir
yarından itibaren kendimi 678 devre için kadife kaplı bir makamda toplanma ve geleceği garantileme meclisine ya da hamdü sena meclisine sarsılmaz bir güvenle konuk edebilirim zira ben kültür-sanat-dalkavukluk dergilerinin bütün içeriğini okurum