İblislerimle bir başıma kaldım,
Kafamda, ruhumda sözleri,
Pis elleri her yanımda.
Fark ettim ki iblislerim de benmişim
Meğer nefsime yenilmişim.
Yanlış seçimlerim ile tutsağım şimdi.
Günaha daveti kabul etmenin bedeli sensizlikmiş.
Şeytana uydum nasıl derim. Diyemem ki...
Yüzleşemiyorum hatalarımla,
Öfken cehennemlerden bile korkutucu...
Yokluğun tüketiyor beni, bitiyorum, yok oluyorum, özlüyorum...
Teselli arıyorum.
Ailem, arkadaşlarım ile avunuyorum.
Bir ışık, aralanmış bir kapı, bir işaret arıyorum...
Göremiyorum, bulamıyorum...
Hani SEZEN demiş ya
"Ne ağzımın tadı var, ne canda huzur"
Bana aşık olur musun?
Güneşim, neşem, çocuksu heveslerim...
Bir daha günaha bakar mıyım
Bakmam...
Bana inanır mısın bilmiyorum
Ama yine de ilk ışıkta kapıdayım.
Cahilliğime ver, çocukluğuma ver.
Geleyim de başlayalım yeniden,
Sen benim odağımsın.
Yine döner sana gelirim.
Kabul eder misin?
"Her şeyi bilmek her zaman iyi midir, diye sorduğunu hatırlıyorum bana. Her şeyi bilmek her zaman iyi değildir. Hatta her şeyi bilmek çoğu zaman iyi değildir. Bildiklerim bana yeni kararlar aldırır, bildiklerim beni korkutur. Bildiklerim üzerimde harekete geçme sorumluluğu yaratır. Oysa, bu uçsuz bucaksız evrende göğsümü yırtık bir kâğıdı buruşturmuşlarcasına küçük hissederken, biri bana kalkıp bir şeyleri bilmem gerektiğini söylemeliydi.
Eğer bazı şeyler hiç söylenmemiş, sükûnetim sevgimden bu yük olsaydı şayet sözlerin sende yara olacağını öngörebilseydim hâlâ yanımda olur muydun Alphard?