geçmiş yeniden yaşanamaz. Unutmamak gerekir ki, onların da ana babaları vardı ve kuşaktan kuşağa aktarılan sorunlardan kimin sorumlu tutulabileceği sorusunun da yanıtı yoktur.
Toplumların var olabilmesi için düzen, düzen olabilmesi için de kurallar gereklidir. Töreler ve kurallar, kuşaklar boyunca sınama- yanılma ve eleme yöntemleriyle seçilir.
Çağdaş evliliklerde ise çocuğa ilişkin herhangi bir konuda anne de, baba da kendi görüşlerini ortaya koyabilirler. Bu görüşler arasında önemli farklılıklar varsa ve uzlaşma yoluyla ortak bir tutum geliştirilmezse, çocuğun ana- babasına olan güveni sarsılır.
Kimi kadın, erkeğin biçimsel otoritesine başından boyun eğer ve edilgenliği kabul eder. Böylece bağımlılık eğilimlerine doyum sağlamasının karşılığını, tutsaklık ve bundan kaynaklanan kızgınlık duyguları ile öder.