Bilgiye dair bu güç odaklı, şüpheci bakış açısının yeni bir olgu olmadığını; aşı karşıtları, düz dünyacılar, Bolsonaristacılar veya Trump destekçileri tarafından icad edilmediğini belirtmek gerekir.
Yirminci yüzyılın sonlarında Michel Foucault ve Edward Said gibi radikal solcu entellektüeller, klinikler ve üniversiteler gibi bilim kurumlarının, zamansız nesnel gerçeklerin peşinde olmaktan çok güçlerini kapitalist ve sömürgeci elitlerin hizmetinde, neyin gerçek sayılacağını belirlemek için kullandıklarını iddia etmişlerdi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gelecek birkaç on yılda, genetik kodlar yazarak veya inorganik varlıkları canlandıracak kodlar icat ederek yepyeni yaşam formları yaratma becerisi bile kazanması mümkün.
Yirmi birinci yüzyılda eğer yeni bir totaliter ağ dünyayı fethetmeyi başarırsa, muhtemelen bu ağ bir insan diktatör tarafından değil insandışı bir zeka tarafından yönetilecek.