Kesişen kurgular ve gerçekliğe sıçrayan seçimler üzerine.
Hayatı zamanla bir karaktere dönüşerek yaşamak çokça okuyan insanın kaderi oluyor.
Ya da sayısızca yaşanan kaderler bir noktada zorunlu olarak muhayyel karakterleri yaratıyor.
Raşat Nuri'nin Acımak romanında Mürşit Efendi ilerde evleneceği Meveddet Hanım'a babasının cenazesinde döktüğü gözyaşını ve çektiği ızdırabı görerek aşık olur. Böylesi derin ve güzel ızdırap çeken bir mahlukun ne tutkuyla sevebileceğini tahayyül eder ve içten içe kendisi için de böyle üzülmesini ister.
Tarık Tufan'ın Kaybolan romanında Yıldız kocası Hakan'a "Bugün herkesin aşkı Tomris Uyar öldü,ben burada iş başvurusu yapıyorum." sayıklaması üzerine aşık olur.Böyle derin ve güzel içlenen birinin kötü olmayacağını düşünür belki içten içe kendisi içinde böyle içlenmesini ister.
Bu yazının sahibi de ilerde evleneceği kişiye yaşadığı trajedi üzerine yazdığı bir iç dökümündeki satırlarını okuyarak aşık oldu.Böyle derin ve güzel üzülen birinin ne kadar güzel sevebileceğini düşünerek ve içten içe öyle sevilmeyi isteyerek.
Gerçek hayat mı kurgunun ve muhayyilenin menbaı yoksa muhayyile görünmez damarlarla yaşamın mı kalbine gizlice sızıyor ayrımını yapmak oldukça güç.Okumak ,yaşamak ve hayal etmek iç içe girişik kavram asıl kim gölge ne belirsiz.