“İyi tatiller Taner! İyi hafta sonlarl!” diyor Serap cıvıltıyla.
“Sana da Serap!”
Öyle neşeli söylüyor ki… Neşesinin sebebi hafta sonunun gelmesi değil ama. Serap hep böyle. Haftada yedi gün, yirmi dört saat fütursuzca gülüyor. Yemeklerde kıpır kıpır, sürekli bir şeyler anlatıyor, hiç durmuyor. Yavaşlamıyor bile. Anlatıyor, yıllar var önünde , onları anlatıyor. Uzak şehirlere gideceğini anlatıyor. Bıkkınlık içinde geçtiğim o yolları, yerleri, hayatları, bambaşka şeylermiş gibi coşkuyla anlatıyor. Hiç yaşamamak böyle bir şey olmalı. Gençlik böyle bir şey olmalı. Heyecanını anlayamıyorum. Köhnemek böyle bir şey olmalı. Ne yani, ne olacak güneyde bir kasabaya gideceksen? Güneş müneş, deniz, kum… Arada bir yerde öleceksin, diyemiyorum. Ne güzel Serap. İyi Serap. Evet Serap. Taş gibisin Serap