Evet sizi en sevdiğim yazarın çok sevdiğim romanıyla benim gözümden tanıştırayım. Yıllardır kendime yakın hissettiğim ama dili ağır dedikleri için okumaya çekindiğim sevgili Oğuzcuğum Atay. Bu yıl Korkuyu Beklerken ile başladım. Alıştıra alıştıra okumalısın dediler. Öyle yaptım. Sonra bu güzide kitabı okudum. İyi ki de öyle yapmışım. Oğuz Atay okumak isteyenlere benim de tavsiyemdir. Dilini anlatım şeklini çözmeye çalışırken kitabı heba etmeyelim diye..
O nasıl kurgudur, o nasıl ironidir, o nasıl anlatımdır. Kitap bitmesin diye yavaş yavaş okudum. Oğuz Atayın en sevdiğim yönü kitabı etkili kılmak, hafızalarda yer etmesini sağlamak için sonunu kullanmaması. Okurken size haz yaşatması. Kitaba başladığımda önsözü okuyan her okuyucu gibi ben de kitabın sonunu biliyordum. Ki önsözü okumanıza gerek yok, tutunamayanları okumadığım halde onun da sonunu biliyorum, ekmek su gibi her yerde dolaşıyor. Ama inanın sonunu bilmeniz hiçbir şey değiştirmiyor.
İtiraf edeyim kitabın en son bölümüne gelene kadar albayın gerçek olduğundan şüpheliydim. Her şeyin bir kurmaca, Hikmetin hayal ürünü olduğunu düşünüyordum. Çünkü kitabın gidişatı her şeyin her an değişebileceğini, hiçbir şeyin gerçek olmayabileceğini hissettiriyordu bana. Öyle olsa belki daha çok sevinebilirdik.
Altını çizeceğiniz, Hikmet olacağınız o kadar çok yer o kadar çok düşünce var ki. Kitabı sevmemek elde değil.
Uzun lafın kısası okuyun, okutun...