Farkındalık, o an olup biten her şeyi fark ederek kabullendigimiz ana yaklaştığımız bir bilinçlilik halidir. Bunu "zihnin (mind) yoğunluğu (full) " olarak da düşünebilirsiniz çünkü tüm dikkatinizi bölünmeden o ana yoğunlaştırıyor olursunuz.
Biz öğretmenlerin mesleğimizde yıpranıyor olmamıza şaşmamalı. Anaokulunda da olsa lisede de olsa öğretmenlik mesleğinin gereklilikleri oldukça fazla. Öğrettiğimiz materyale hakim olmamız hem de her an bir ya da iki öğrenciye özellikle odaklanabilmemiz bekleniyor. Hem sınıfın sosyal ve duygusal dinamiklerini hem de grubun derse katılma ve anlama seviyesini tespit etmek için kendimizi sınıfla uyumlu hale getirmemiz gerekiyor. Tüm bunlarıysa sinirlenmeden, kaygılanmadan, onları gereğinden fazla ya da az kontrol etmeden yapmamız lazım...
Bütünleştirmenin sağlığı, sevecenliği ve yaratıcılığı pekiştirdiğini göz önünde bulundurduğumuzda bütünleştirici bir farkındalık halini geliştirmenin hem içsel hem de sosyal hayatlarımızda yaratabileceği olumlu sonuçları da anlayabiliriz.
Farkındalık kendi içimizde bir bütünlüğü mümkün kılarak, huzurlu ve berrak bir iç dünya hissi sağlıyor. Ayrıca kendimizi daha empatik ve şefkatli hissedip diğer insanlarla bütünleştiğimiz kişiler arası bir yol geliştiriyor.
Mucize budur: "Kötü" gibi görünen her koşulun, kişinin ya da durumunun ardında daha derin bir iyilik, bir hayır gizlidir. Siz olanı içsel olarak kabullendiğinizde, bu daha da derin hayır size kendini -hem içsel hem de dışsal olarak- gösterir.