Sen de sevgili dostum, umursamaz olmayı, içedönük birisiysen aşırı girişken olmayı arzuluyor olabilirsin. Ama önce kendini tanıyıp neyin değişip neyin değişmeyeceğini iyi tespit etmen gerekir. Mesela ben kaygılı bir insanım ve uzun süre kaygıdan tamamen kurtulmaya, gamsız bir insan olmaya çalıştım. Ama bu yoğun mücadele benim için çok yorucu oldu. Çözümü ve huzuru, kaygılı bir yapılı Olduğumu kabullenerek buldum. Kaygı kenarda konuşan dırdırcı bir insan gibi, onunla beraber yaşıyorum ama onu eskisi kadar ciddiye almıyorum artık.
 Seni Seven sevecek; sen kilolu olsan da, kötü alışkanlıkların da olsa, hiç çaba harcamasan da… Kimi istesen elinden gelen her şeyi yapmana rağmen bir türlü seni sevmeyecek. Böyle bir durumda kendini akışa bırakmak en iyisi; elbette sevdiğini göster ama sevgi dilenme. İnsanlar için fedakarlıklar yap ama bunu kendine rağmen yapma.
Ekstra kontrol mekanizmaları olmadan da, doğal sensörlerimiz bize neyi doğru neyi yanlış yaptığımız konusunda fikir veriyor. Bu kitabı okurken, birden beklenmedik bir cümleyle karşılaştığında doğal sensörlerin devreye girer ve “Bir dakika, burada garip bir şey oluyor” der.
Doğal sensörlerine güven.
Hepimiz bu dünyayı bazı sensörlerle geliriz. Bu sensörlerin amacı, güvende olup olmadığımızı, sevilip sevilmediğimizi, doğru şeyi yapıp yapmadığımız anlamaktır. Karşılaştığımız insanlarda, bulunduğumuz ortamlarda, izlediğimiz reklamlarda, sosyal medyadaki paylaşımlarda her zaman sensörler devrededir. Doğduğumuzdan bu yana sensörler hep aktif olduğu için onlara alışmışızdır ve varlıklarını unutmuş olabiliriz.