Geçmesi zor acılarım var benim. Gündüzleri sokaklarda peşimi bırakmayan, geceleri odamın her yerini kaplayan, uyumayı denesem rüyalarımdan ayrılmayan türden. Kaçmak mümkün değil. Anılar insanın en savunmasız anıdır. Bugün sensizliğin ilerleyen saatlerinde bir sigara yaktım. Bol köpüklü kahvemle oturdum masama. Radyoda hiç ummadığım anda çalan o şarkı beni dağıttı. Alıp çok uzaklara götürdü. Acımasız bu şarkılar. İnsanı hep beklemediği anda yaralayan, eskilere alıp götüren ve saatlerce ağlatan şarkılar…
Acıyordu içimde bir yerler, kimseye tam şurası diyemiyordu . Durmaksızın kanıyor, kabuk bağlamıyordu. Zamanla bu acıya alıştım, sevdim. Çünkü; çektiğim acının sebebinin sen olduğu aklıma gelince, acılarımı daha da çok seviyordum. Kendi kendime diyordum ki; “ben onun için ağlıyorum, üzülüyorum, özlüyorum, seviyorum.”
Siz bayım;
Kadınları sevin. Minik bir kız çocuğu gibi sevin. İçindeki o çocuğa ulaşın. Şiir seven kadını, farklı sevin alelade sevgilerden anlamazlar. Kitap okuyan kadınları ise mutlu sonlara inandırmayın. Onlar, her şeyin bir sonu olduğunu bilirler. Sonu olan sonsuzluklara değer verin. Ağlayan kadınları, gözyaşlarıyla sevin. Ağlamak biraz da unutmaktır. Sürekli gülen kadınları ise gözlerinden sevin, acılarını gözaltlarında yaşarlar. Saçlarını kesen kadınları, son umutlarından sevin. Onlar umudunu kesmemek için saçlarını keserler. Sevmeyi öğrendiğinizde, güzel sevmenin değerini göreceksiniz.