Bilgi, bilene; sevgi, sevene; ümit, ümit edene; imân, sahibine; dava ise, “madem ki ben varım, öyleyse bu dava var!" diyebilene var. Ve bütün bunlar, fikir, ahlâk, aşk, edâ, tavır ve iş tezahürlerinin mânâlandırılması... Atmasyonculuk yok!..
Herkes şunu iyice anlamalıdır: Gaye İnsan-Ufuk Peygamber ve O'nun sahâbîler kadrosu, kronolojik zaman sırasıyla "ileri, geri" tekerlemesi yapanlar anlamasa da, en üstün kültür ve medeniyeti temsil ederler...
Müsbet ilim, mücerret fikrin geride bıraktıklarını işe tahvil etmekten ve netice olarak eşyayı istismar payından başka birşey değildir; hayatî olsa da! Yediklerimizi çıkarma da hayatî bir meseledir ama, hayatın mânâsı olamaz! Ruhî müeyyidesini bulamamış teknolojinin, doğrudan doğruya hayata kıyıcı görüntüsü ortada!"
İçinden geldiği toplumun muhasebesi hâlinde Roger Garaudy'nin şu ifadeleri, çöken kültür batan medeniyet davasının canlı delilidir:
"Bazı organizasyonlar, başarılı olmaları hâlinde, başarısız olmalarından daha çok zararlı olabilirler. Bunların başında Batı tipi kalkınma gelir.