Müsbet ilim, mücerret fikrin geride bıraktıklarını işe tahvil etmekten ve netice olarak eşyayı istismar payından başka birşey değildir; hayatî olsa da! Yediklerimizi çıkarma da hayatî bir meseledir ama, hayatın mânâsı olamaz! Ruhî müeyyidesini bulamamış teknolojinin, doğrudan doğruya hayata kıyıcı görüntüsü ortada!"
İçinden geldiği toplumun muhasebesi hâlinde Roger Garaudy'nin şu ifadeleri, çöken kültür batan medeniyet davasının canlı delilidir:
"Bazı organizasyonlar, başarılı olmaları hâlinde, başarısız olmalarından daha çok zararlı olabilirler. Bunların başında Batı tipi kalkınma gelir.
Allah Resûlü'nün Haktan getirdiği ve bildirdiği şeylerin hepsi, bütün hâlinde bedahet ifâde eder ve hiçbir delile muhtaç değildir. Allah'ın vücudu, birliği ve Peygamberinin doğruluğunu idrak kuvvetinin mânevî marazlardan ve kötü illet-lerden uzak olduğu nisbette bedahete yaklaşılır. Bedahete yaklaştıkça da fikir ve delil kıymetten düşer, lüzumsuzlaşır. İdrak kuvvetinde fikir, nazar, delil ve ispat, ancak illetin vücudu ve marazın tezahürü zamanında olabilir."
İmân, bedahettir; ve bunun hakikatine yak-laştıkça, şer'i ölçüler bir bütün olarak bedahet ifâde ederler... Bu demektir ki, "zamanüstü” ölçü-ler manzumesi olarak İslâm, imânın hakikatini yaşayana, şu ân nazil olmuş kadar yenidir; ve “çağ içi, çağ dışı" tekerlemesinden başka bir şeye aklı ermez ahmakların her türlü yakıştırmasından münezzehtir!..
Peygamberler bildirme-seydi iyi ve kötü idraki olmazdı. Aslında Peygamberler olmasa, insan hayatı olmazdı; insan "var" olması kadar, "varoluşunu" da buna borçlu.
"Kalabalık bir orkestramız, zengin bir pa-letimiz veya çeşitli kaynaklarımız var. Kurnazlık ve ustalıkta o kadar çok şey biliyoruz ki, belki şimdiye kadar hiç kimse bunları bilmedi. Hayır! Bir şeyimiz eksik: DEĞİŞMEYEN PRENSİBİ BİLMİYORUZ, EŞYANIN RUHUNU TANIMIYORUZ, MEVZU HAKKINDA FİKRİMİZ DAHİ YOK... Notlar alıyoruz, geziler tertipliyoruz... Yazık, yazık... Bilgin oluyoruz, arkeolog oluyoruz, tarihçi, doktor, işçi veya zevk insanı oluyoruz; neden yapıyoruz bütün bunları? İyi güzel de, KALB NEREDE? İLHÂM NEREDE? AĞACIN SUYU NEREDE? NE YAPMALI ve NEREYE GİTMELİ?"