Merhabaaa!
Bu kitabı bitireli 3 ay oldu. Hani bir özlem yok, tekrardan başlama gibi bir istek yok.
Kitlesi tarafından çok fazla beğeniliyordu. Çok büyük bir hevesle başlamadım ya da çok büyük bir beklentiyle.
Lakin kitabın konusunu bilmiyordum ama tahmin edebiliyordum. Ve tahmin ettiğim gibi de çıktı.
Bu kitabın hangi yılda ne zaman çıktığını bilmiyorum. Lakin gündemimizde zaten bu tür olaylar gerçekleştiği için kitap pek ilgimi çekmedi.
Birçok yorum gördüm. Kitlesinin bir kısmı Gökçe'nin ölümünün çok çabuk olduğunu söylüyor, bir çoğu da zaten kitabın konusunun bu olduğunu açıklıyor. Ki ben de bu kısımdayım.
Kitap güzeldi ama ben hiçbir karakterle bağ kuramadım. Kitapları tekrardan okuyan bir okur değilim. Okurum. Bittikten sonra kenara bırakırım. Çünkü ben kitapları bir insan misali düşünüyorum. O kitapta da başka bir insanın başrol olduğu bir hikâye var. Başka bir kitapta da başka bir karakterin başrol olduğu bir hikâye var.
Özellikle Hakan'dan nefret ettim. Kitabın ilk başından beri çok gıcık tuttum ta ki, Burcu'ya, "Seni öz baban bile sevmedi benim sevmemi nasıl beklersin?" Diyene kadar. Orada acayip bir şekilde ona sövmüştüm.
Gerçek hayatta da, hayal âleminde de erkeklere güven olmadığını burada açıkça belirtilmiş.
Gökçe karakteri hoşuma gitti. Çünkü genellikle ben zayıf, güçsüz gözüken karakterlerden hoşlanmam. Hele hele kendini ezikleyen. Ki bana göre kadın karakterler bu dünyayı güzelleştiren kişiler.
Alper'i de sevdim ama Alper de hani çapkın bir hâl var. Bu zaten kitapta da yazılmış ve belli de olmuş.
Yankı ve Burcu çok güvensiz arkadaşlar gibi gelmişti.
Kitapta belki de en iyi karakter Erdem. Lakin bu benim düşüncem. Her ne olursa olsun Erdem'in bir kötülüğünü görmedim. Ki Yankı'ya aşık olmanın meselesini saymıyorum. Aşk bu kimi seçeceği belli