yazar ahmet can yılmaz’ın ilk kitabı olan ''atina'da dört uzun gün'' bir novella ve toplamda 111 sayfadan oluşuyor. kısa hacmine rağmen etkisini oldukça yoğun hissettiren bir kitap. öyle ki bittikten sonra bile zihinde dolaşmayı sürdüren, duygusu belli bir süre sizinle yaşamaya devam eden bir metin.
öykü, 90’ların sonu ile 20’li yaşların başında izmir’de aynı öğrenci evini paylaşmış bir grup arkadaşın yıllar sonra atina’da buluşmasını merkezine alıyor. anlatılanların sahiciliği, karakterlerin birbirine karşı mesafesi ve yakınlığı arasındaki ince çizgi, metnin en güçlü yanı. okur, yaşananları dışarıdan izlemekten çok hatırlıyor gibi hissediyor; belki de metnin derinlik hissi buradan doğuyor.
kurgu boyunca anlatı sürekli flashbacklerle ilerliyor. bir anda 90’lara, ardından bugüne geçiliyor. özellikle atina’da geçen dört gün, karakterlerin iç dünyasını ve aralarındaki ilişkinin görünmeyen katmanlarını yavaş yavaş açığa çıkarıyor. çözülmeler dramatik değil, oldukça sahici. bu sahiciliğin yanında edebi dili de oldukça keyif veriyor.
metnin temposu bilinçli biçimde sakin tutulmuş. bu usul ilerleyiş, okurda sert bir etki bırakmak yerine ince ve kalıcı bir tat bırakıyor. anlatı bitiyor ama hissi bitmiyor. novella tam da bu yüzden kısa değil, yoğun bir okuma deneyimine dönüşüyor. iyi ki yazılmış, okuru bol olsun...