Eyvah! Ne yer, ne yâr kaldı,
Gönlüm dolu âh u zâr kaldı.
Şimdi buradaydı gitti elden,
Gitti ebede gelip ezelden.
Ben gittim, o hâksâr kaldı,
Bir gûşede târmâr kaldı;
Bakî o enîs-i dilden, eyvâh!
Beyrût’ta bir mezâr kaldı.
Sür’atle nasıl değişti hâlim?..
Almaz bunu, havsalam, hayalim
Bir şey görürüm, mezâra benzer,
Baktıkça alır, o yâra benzer.
Şeklerle güzâr eder leyâlim.
Artar yine mâtemim, melâlim,
Bir sadme-ı inkılâbdır bu,
Bilmem ki, yakın mıdır zevâlim?
Çık Fâtıma lahddan kıyâm et,
Yâdımdaki hâline devam et,
Ketmetme bu râzı, söyle bir söz,
Ben isterim âh, öyle bir söz...
Güller gibi meyl-i ibtisam et,
Dağ-ı dile çare bul, merâm et:
Bir tatlı bakışla, bir gülüşle,