Ey nazlı HİLÂL

Ey nazlı HİLÂL
En Güçlü Silah Fikir, En Güçlü Fikir Türk Milliyetçiliğidir ☾☆ 𐱅𐰇𐰼𐰚
Ötüken
721 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·55 syf.··
2025 13. kitabı
Bu kitabı herkes çok öneriyordu ama neden bu kadar abartıldığını anlamadım. Fazla şişirildiğini düşünüyorum. Dilini pek sevemedim. Bana hitap etmedi açıkçası.
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·120 syf.··
2025 6. kitabı
Şemsettin Sami’nin Taaşuk-ı Tal’at ve Fitnat adlı eseri, yalnızca “ilk yerli roman” unvanıyla değil, taşıdığı düşünsel yük ve toplumsal mesajlarıyla da dikkat çeker. Romanı okurken satır aralarına gizlenmiş birçok çığlığı duymak mümkün. Özellikle kadın kimliğinin toplumun ağır yükü altında nasıl ezildiğini, bireyin özgürleşmesinin önündeki görünmeyen duvarları ve aşkın bir hayal olmaktan öteye gidemediği gerçekliği roman boyunca hissediyoruz. Fitnat’ın hikâyesi, bir kadının değil, kadının susturulmuş kaderinin hikâyesidir bana göre. Roman, Tal’at ve Fitnat adındaki iki gencin birbirine duyduğu derin ama hüzünlü aşkı anlatır. Ancak bu aşkın masalsı bir boyutu yoktur. Aksine, toplumun geleneksel yapısı, ataerkil düzeni ve eğitimsizlik gibi unsurlar bu ilişkiyi boğar. Fitnat karakteri üzerinden dönemin kadınları, günümüzde ise hâlâ tam anlamıyla çözülememiş kadın sorunlarıyla paralel düşünülmelidir. Örneğin, Fitnat’ın kendi evinde dahi düşüncelerini dile getirememesi, bugün bile bazı kadınların yaşadığı görünmez sansürü akla getiriyor. Bir roman karakterinin çaresizliğiyle, günümüz bireyinin bastırılmışlığı bu kadar benzer olmamalıydı, ama hâlâ öyle. Tal’at karakteri ise ilk bakışta idealist bir aşık gibi görünse de, bana göre o da sistemin bir ürünüdür. Fitnat’ın yaşadığı baskıya karşı yeterince mücadele edememesi, bu hikâyenin iki kurbanı olduğunun göstergesidir. Aşkları, onları kurtaramayacak kadar zayıf, toplum ise onları ezmeye devam edecek kadar güçlüdür. Dil ve üslup açısından baktığımızda, eserde didaktik bir anlatım tercih edilmiştir. Ancak bu, okuyucuya öğüt veren değil, düşündürmeyi amaçlayan bir dildir. Tanzimat dönemi romanlarının genelinde görülen bu tutum, Taaşuk-ı Tal’at ve Fitnatta da hissedilir. Belki anlatım teknikleri açısından günümüz romanlarına
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202238bin okunma
Puan vermedi·204 syf.··
2020 6. kitabı
Atam bu kitabı boşuna tavsiye etmemiş. Kitabı yıllar önce okumuştum ama gündem beni bu kitabı tekrar okumaya itti. Öğretmenlerimizin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha hatırlayıp tekrar okumaya karar verdim. Kesinlikle her bireyin hayatında mutlaka en az bir kere okuması gereken bir kitap. Eğer bugün bu çürümüşlüğü, dibe vurmuşluğu yaşıyorsak bunun en büyük sebebi eğitimsizliktir. Güya bir eğitim alıyoruz ama içi tamamen boşaltılmış, bitmiş bir eğitimden ibaret. John Nash : "İyi matematik bilmeyen toplumlarda adalet yoktur!” diyor tam olarak şuan bunu yaşıyoruz. Üstüne yetmezmiş gibi bir de müfredattan en önemli konuları çıkarttılar. Halkı bilerek basitleştiriyorlar, artık eleştirel düşünmeyen, analiz yapamayan bir toplum oluşturmaya çalışıyorlar. Ben tüm bunların yine toplumumuzun öncüleri, liderleri olarak gördüğüm öğretmenlerimiz sayesinde düzeleceğine inanıyorum. Kitapta bir toplumun nasıl öğretmenler öncülüğünde madden ve manen kalkındığını, eğitimin ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Maalesef ki günümüzde öğretmenlerin el birliği ile itibarı yok edildi. 3-4 hafta içinde kaçıncı şiddet olayına tanıklık ettik. Toplumda şiddet karşılıksız kalmış durumda. Yozlaşmışlık akıyor her yerden, durum içler acısı. Devletlerin temellerinin yenilenmesi ancak toplumun eğitim ve kültür seviyesini yükseltmekle olacaktır. Kendini yenilemeyen öğrendiklerini güncellemeyen nesillerin güçlü devlet kurması ya da idare etmesi beklenemez. İşte böyle bir değişim, her ülkede, her kente, her ilçede ve unutulmuş terk edilmiş her köyde yaşanabilir. Bunun için yalnızca dinamik fikirli, uyanık ruhlu ve uygarlık yolunda çalışmaktan yorulmayan, usanmayan; aksine heyecan ve zevk duyan insanlara ihtiyaç vardır. Umarım bu güzel aydınlanma ülkemiz için en kısa sürede olur. Keyifli okumalar.
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Fide Yayınları · 2017124,5bin okunma
Puan vermedi·260 syf.··
2023 7. kitabı
Sartre'ın varoluşçuluğuna göre insan önceden tanımlanmamış bir varlıktır. O nedenle insan kendi yaşamını ya da tanımını kendi kararlarıyla verir. Sartre'a göre insan kendi kararlarıyla ve tercihleriyle özgürlüğünü gerçekleştirmek zorundadır. Bulantı, Sartre'ın varoluşçu felsefesini ifade etmektedir. Dünyanın kendinde varlığı, insana bulantı duygusu verir; çünkü gerçeklik, yani varlıklar ne iseler o olarak orada öylece ve anlamsız bir şekilde dururlar. Bulantı romanının kahramanı Antoine Roquentin'dir. İlk kez yerde gördüğü bir taş parçasını eğilip almak istediğinde bunu yapamadığını fark eder; çünkü bu anda varoluşun saçmalığına karşı bir bulantı duymaya başlar, varlıkların varoluşuna, doluluğuna karşı duyulan bir bulantı. Bu dünyanın özündeki kendinde anlamsız varlığı karşısında duyulan bir bulantıdır. Sartre'a göre hissedilen bu bulantı hissi, kişinin varlıkların kendiliğinden varoluşlarının doğurduğu anlamsızlıktan sıyrılmasını sağlar ve onu bilinçli bir varlık olma konumuna getirir.
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128bin okunma
Puan vermedi·277 syf.··
2023 8. kitabı
Üniversite yıllarında Ümit Yaşar Oğuzcan' ın hayatını araştırdığım zaman gerek yaşadıkları gerek hayata bakış açısı beni çok etkilemişti. Normalde şiir çok sevmem ama bu kitaba bir şans vermek istedim. Aşkı ve tutkuyu o kadar güzel anlatmış ki okuduğuma asla pişman olmadım. Kitabın yarısı şiirlerinden diğer yarısı da mektuplardan oluşuyor. Herkesin okumasını şiddetle tavsiye ederim.
Aşka Dair NesirlerÜmit Yaşar Oğuzcan · Everest Yayınları · 202110bin okunma