Kararlarım üzerinde mesut olmak ümidi ve bedbaht olmak korkusu tesirini kaybetmişti. Bütün amellerimizin neticeleri arasında ızdırap ve zevk itibari ile ahenk bulunduğuna bir kere daha kaani olduktan sonra, Mualla hanıma bu meseleyi doğrudan doğruyu açmaya karar verdim.
İnsan çektiği ızdırap nispetinde zevk duyar: Ne kadar acıkırsa yemekten, ne kadar yorulursa dinlenmekten, ne kadar ararsa bulmaktan o derece zevk alır.
Hayattan aldığımız her zevki ona muadil bir ızdırapla ödediğimizi bildiğim için, hiçbir şeyden yüzde yüz saadet ümit etmiyor ve yüzde yüz felaketten korkmuyordum. Bunun ikisi de imkansızdır.
Eğer insanları evlenmekte tereddüde sevk eden şey bedbaht olma korkusu ise bende böyle bir şey yoktu; çünkü hiçbir hareketimin gayesinden tam bir saadet beklemiyordum.