Ya da en azından, sessizliği katlanılmaz bulanlar, başka insanlar kalbin dilini konuşamadıklarından sıradan dili kullanmaya ve alışılmış kalıplarla, sıradan ilişkilerden ve olaylardan, bir anlamda gündelik olan bitenlerden konuşmaya razı oluyorlardı. İşte o zaman da en hakiki acılar, sohbetlerin sıradan kalıpları içinde aktarılır oldu. Vebanın hapsettiği insanlar, ancak bu yoldan kapıcılarının anlayışına ya da kendilerini dinleyenin ilgisine mazhar oluyordu.
Yaşadıkları şimdiki zamana karşı sabırsız, geçmişlerine düşman ve gelecekten yoksun bir halde, insana dair bir adalet ya da nefret duygusunun parmaklıklar arkasında yaşamaya mahkûm ettiği kişilere benziyorduk biz de.