Ben hiç toprağı kazmadım, kuş yuvası aramadım, ot toplamadım, kuşlara taş atmadım. Ama kitaplar bnim kuşlarım ve yuvalarım, evcil hayvanlarım, ahırım ve tarlam oldu. Kitaplık, aynada yansıyan bir dünyaydı; dünyanın sonsuz büyüklüğü, değişikliği, önceden bilinmezliği vardı onda.
İnsan kendi dışında vardır, kendi dışına çıkarak var olur. Yani ancak dışa atılarak, dışta kendini yitirerek varlaşır; aşkın amaçları kovalayarak var olabilir. Bu yönden alınırsa, insan ilerleyiştir, aşıştır, oluştur; ilerlemenin, aşmanın göbeğindedir. Nesneleri dahi bu ilerleyişe, bu aşışa, bu oluşa göre yakalar. Demek ki insancıl bir evrenden, insancıl öznellik evreninden başka evren yoktur.