Teyzesinin evindeki konukluğu çok huzurluydu; kuzenini o kadar çok seviyordu ki, yıllar sonra Demir Ökçe romanının kahramanına onun ismini verecekti: Ernest Everhard.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İki oğlan Mr. Garlick'in (Okul müdürünün) karşısına çıkarılmışlardı ve kendilerine, sarılıp barıştıkları takdirde cezalandırılmayacakları söylenmişti. Mike Pinella buna gönüllüydü fakat Johnny'nin hassas ve giderek güçlenen adalet duygusu incinmişti; barışmayı reddetti. "Dayak yemeye razıyım, Mr. Garlick," dedi, "Haklı olan bendim ve mecbur kalırsam aynı şeyi yine yaparım."
Johnny artık, okula yeni gelen çocuk olmaya alıştığından ve arkadaş edinmekte pek hızlı davranmadığından, okul avlusunda kitaplarını elinden çekip alan kabadayılarla dövüşmek pahasına giderek kitapların dünyasına gömülüyordu.
Hukuki sebeplerden mi, yoksa asıl birlikteliğinin tanınması için ısrar edilmesinden mi bilinmez, Flora çocuğun adını JOHN GRİFFİTH (en sevdiği yeğeninin adı) CHANEY koydu. Başlangıçta insanlar Flora'nın bebeğine karşı kayıtsızlığını, onun tükenmişliğine yormuşlardı, fakat gün geçtikçe annelik duygusundan yoksun olduğu, kendi "UTANÇ NİŞANESİ" olarak bahsettiği yavrusuna hiç sevgi duymadığı aşikar hale geldi.
Üşümüş, yalnız ve sefil düşmüş bu genç adam, ilkokuldan sonra hiç geliştiremediği elyazısıyla, yattığı yerin yanındaki kütüğe kehanet dolu bir yazı çiziktirdi:
JACK LONDON MADENCİ YAZAR 27 OCAK 1898