Kitap 10 farklı öyküden oluşuyor ve çoğunlukla kişilerin yaşadığı kayıplarla ilgili kaygılarının anlatıldığı hayatlarından kısa bölümler var. Yazar kendi tarzıyla terapi yaptığını her seferinde dile getiriyor zaten. (Yazarın iç sesini okuyor olmak en keyifli kısımdı benim için.) Olağanın dışında bir şeyler için çabalaması belki de bu öykü sahiplerinin varoluşsal farkındalıklarına katkı sağlıyor diye düşünmeden edemiyorsunuz. Her ne kadar sınır aşımı gibi görünse de bazen insan o sınırları aşmak için birinin sınırlarını zorlamasına olanak tanımalı. Sınırları delip geçmek için değil de kişinin kendi oluşturduğu o küçük çerçeveyi güvenle büyütebilmek için... Terapi öykülerinin en güzel yanı belki de kendi iç dünyasına uzak yaşayan onun varlığını bilmeyen, ya da oraya ulaşamayan ulaşsa da ne yapacağını kestiremeyenlere yol gösteriyor oluşu... Çok da umut besleyen bir kitap olmadığı için, satırlar çoğunlukla karamsarlıkla doluydu benim açımdan, buna istinaden puan olarak düşük aldı nazarımda. Az sayfalı olması çabucak okunabilmesi karamsarlığını gölgelemiş oldu, yani sayfa sayısı bakımından yeterliydi. Yine de okuduktan sonra size katacağı muhakkak farklı bakış açıları olacaktır her terapi öyküsünün öğretisi gibi, bugün değilse de yarın....