Hanife Aydemir

Düşüncelerimizin uyuşmadığı bir insanla yakınlaşmak güçtür. Herkes aynı şeyleri düşünseydi, duysaydı ve aynı tepkileri gösterseydi ilişkiler çok daha rahat ve basit olurdu. Gerçeğin tek bir yorumu olduğuna (kendi yorumumuz), farklı düşünce ve varoluş biçimlerinin bazılarının "doğru", bazılarının "yanlış" olduğuna inanmak, insan doğasının ge­reğidir. Genellikle yakınlaşmayı, iki ayrı "ben"in tek bir dünya görüşü çevresinde birleşmesi olarak görür ve yakın­lıkla aynılığı karıştırırız.
Sayfa 72
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bazı farklılıklar bizi öylesine kızdırır, yalnız bırakır ve kaygılandırır ki, farklılıklar sayesinde öğrendiğimizi unutuveririz. Dünyamız ve hatta yakın ilişkilerimiz yal­nızca kendimizle aynı insanlardan oluşsaydı, kişisel gelişmemiz dururdu.
Sayfa 72
Bir ilişkide gerçek ve güvenilir yakınlık ille de isten­diğinde ya da arandığında değil, iki birey de tutarlı ola­rak kendi benliklerini geliştirdikçe oluşur. "Benlik ge­liştirmek" derken, kendini gerçekleştirmek, işinde ilerlemekten sözetmiyorum. Benlik geliştirmek, inançla­rını, değerlerini ve amaçlarını belirginleştirmek, soy ağa­cındaki kişilerle bağlantıyı sorumlu bir biçimde sürdürmek, en yakın ilişkilerdeki ''ben"i tanımlamak ve önemli duygu­sal konular ortaya çıktıkça, onları ele almaktır.
Sayfa 71
İlişkilerimizde o an yaşadığımız sorunların nedeni başka çözümlenmemiş konu­lardır. Bunlar aile ilişkilerimizi nasıl gördüğümüzü ve nasıl yaşadığımızı belirler; dolayısıyla dar bir bakış açı­sına saplanmamakta yarar vardır.
Sayfa 70
Aile üyelerinden uzaklık ya da kopukluğun, duygu, ilgi ya da sevgi eksikliğinden olmadığını bilmek gerekir. Uzaklık ve kopukluk, yalnızca kaygıyla başa çıkmanın basit yollarıdır. Duygu yoksunluğundan çok, duygu yoğun­luğunu yansıtır. Bu yoğunluk nesiller boyu süregelmiş el yakıcı konuların konuşulamamasından, anlaşılamamasın­dan doğar.
Sayfa 66