Kitap bugünün gençlerine ve onları yetiştirme biçimimize dair ciddi bir sorgulama yapıyor. Şöyle bir yerden yaklaşıyor: Son yıllarda “kendini sev”, “sen değerlisin”, “kimseyi umursama” gibi mesajlar çok öne çıktı. İlk bakışta kulağa iyi geliyor ama yazar bunun tek başına yeterli olmadığını düşünüyor.
Çünkü sadece özsaygıyı yükseltmeye odaklanınca, işin emek, sabır ve gerçeklerle yüzleşme kısmı biraz geri planda kalabiliyor. Yazara göre bu da bazı gençlerde “ben her şey olabilirim” hissi yaratırken, gerçek hayatta karşılarına çıkan zorluklar karşısında hayal kırıklığını büyütebiliyor.
Burada tamamen karşı çıkılan şey özgüven değil aslında. Aksine özgüvenin önemli olduğu kabul ediliyor. Ama bunun boş bir his değil, çalışarak, bir şeyler başararak ve sınırlarını görerek oluşması gerektiği söyleniyor. Yani “kendini iyi hissetmek” tek başına bir hedef değil, yapılan şeylerin doğal bir sonucu olmalı.
Hayatta iyi hissetmek de önemli, özgür olmak da… ama bunlar gerçekçilik, emek ve sorumlulukla birleşmediğinde insanı güçlendirmek yerine daha kırılgan hale getirebiliyor.