Hanife Aydemir

Hanife Aydemir
@Hnfydmr
@Hnfydmr·
·
sabitlendi
Yerüstünü Anlamak İçin Yeraltından Notlar
Puan vermedi·140 syf.··
2024 4. kitabı
Yeraltından Notlar Toplumdaki sığlığı ve anlamsız oyunları anlayan kahramanımız, anlamanın bir tür lanet olduğunu düşünüyor; onu toplum hayatından uzaklaştırıp yalnızlaştıran bir lanet. Ziyadesiyle gururlu ve inatçı biri, diğerlerinin zayıflıklarını görmesinden hoşlanmayan bu sebeple de samimi ilişkiler kuramayan, kitaplarda yaşamaya mahkûm olmuş biri. Toplum içinde yaşayan sosyal biri olsak bile kahramanın hayatında kendimizi yani insanı bulabiliriz. Biz uyum sağlamışlar da farkındayız oyunun, ya da okurken beynimizde şimşekler çakıyor aydınlanıyoruz. Ne kadar yalnızlığı da seçsek insan ilişkilerine ihtiyacımız olduğunu, samimi ilişkiler kuramamışsak sığ olanlara muhtaç olduğumuzu anlıyoruz. Kahraman neden hep onu reddeden dışlayan insanlarla ilişkisine devam ediyor? Neden kendisine benzeyen insanlar aramıyor da ona acı verenlerde ısrar ediyor? Acı çekmeyi sevdiğimizi ve ondan zevk alma kabiliyetimiz olduğu kesin, acı çekmek bazen varlığımızın ispatı. Hayatın bir parçası olan acıları kabullenmeliyiz ama süresi dolduğunda bırakamıyoruz, yeni acılar icat ediyor, acımızı sığınılacak bir limana dönüştürüyoruz. İnsan seçebilen varlık kendisi için kötü bile olsa istediğini seçer, varlığının kanıtı olur bu seçim. Kişinin kendisini tanımasının ne kadar zor olduğu ve ciddi bir çaba gerektirdiği muhakkak. iyiye doğruya doğru değişim ise daha da zor. Yine de kendini tanıyıp anlayamadıktan sonra insan olmanın ne anlamı var.
Edebiyat
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,3bin okunma
Reklam
Ben Nesli
Puan vermedi
Kitap bugünün gençlerine ve onları yetiştirme biçimimize dair ciddi bir sorgulama yapıyor. Şöyle bir yerden yaklaşıyor: Son yıllarda “kendini sev”, “sen değerlisin”, “kimseyi umursama” gibi mesajlar çok öne çıktı. İlk bakışta kulağa iyi geliyor ama yazar bunun tek başına yeterli olmadığını düşünüyor. Çünkü sadece özsaygıyı yükseltmeye odaklanınca, işin emek, sabır ve gerçeklerle yüzleşme kısmı biraz geri planda kalabiliyor. Yazara göre bu da bazı gençlerde “ben her şey olabilirim” hissi yaratırken, gerçek hayatta karşılarına çıkan zorluklar karşısında hayal kırıklığını büyütebiliyor. Burada tamamen karşı çıkılan şey özgüven değil aslında. Aksine özgüvenin önemli olduğu kabul ediliyor. Ama bunun boş bir his değil, çalışarak, bir şeyler başararak ve sınırlarını görerek oluşması gerektiği söyleniyor. Yani “kendini iyi hissetmek” tek başına bir hedef değil, yapılan şeylerin doğal bir sonucu olmalı. Hayatta iyi hissetmek de önemli, özgür olmak da… ama bunlar gerçekçilik, emek ve sorumlulukla birleşmediğinde insanı güçlendirmek yerine daha kırılgan hale getirebiliyor.
"Ben" NesliJean M. Twenge · Kaknüs Yayınları · 2018664 okunma
Puan vermedi
Modernleşen dünyayla birlikte insan giderek yalnızca işlevsel bir zihne ve tek boyutlu bir bilinç düzeyine indirgenmiştir. Oysa gündelik hayatta “normal” dediğimiz bilinç hali, insanın mümkün olan tek bilinç biçimi değildir. İnsan içindeki farklı potansiyellerin farkına varmadan yaşayabilir; fakat bazen hayatın insana dar gelmesi, varoluşsal krizler ya da derin sarsıntılar insanı başka bir farkındalık arayışına yöneltebilir. Bu süreç bilinçli bir içsel eğitimle gelişebileceği gibi krizlerle de ortaya çıkabilir. Ancak her psikolojik kriz manevi bir kriz değildir. Sorun, modern psikolojinin çoğu zaman bu iki durumu birbirine karıştırarak sıra dışı bilinç deneyimlerini yalnızca hastalık olarak değerlendirmesidir. Stanislav Grof ve Christina Grof, bazı krizlerin patoloji değil, insanın daha geniş bir bilinç düzeyine geçiş süreci olabileceğini savunur. Onlara göre önemli olan şey, psikiyatrik rahatsızlıklarla manevi krizleri ayırabilmek ve bu süreçteki insanlara doğru şekilde destek olmaktır. Tasavvuf da insanın farklı içsel mertebelerden geçtiğini ve insan-ı kâmile ulaşmanın uzun bir dönüşüm süreci olduğunu anlatır. Elbette tasavvufun köklü manevi öğretisi ile modern transpersonel psikoloji aynı şey değildir; ancak ikisi de insanın gündelik zihinden ibaret olmadığını vurgular. Stanislav Grof ve Christina Grof, modern dünyanın zihinsel sınırları içinde sıkışan insana, farklı bilinç hallerinin mümkün olduğunu yeniden hatırlatır.
Manevi KrizStanislav Grof · Kaknüs Yayınları · 20129 okunma
Puan vermedi
İnsan çocukluktan beri biriktirdiği bastırılmış duyguların esiri. Çocuklukta baş edemediği duyguları başka şeylerle oyalanarak derinlere iter. Yetişkin olduğunda da bu alışkanlık devam eder. Anne babası kavga eden çocuk kenarda oyun oynuyorsa bu onun mutlu olduğunu değil duygularını bastırmaya çalıştığını gösterir. Kitap insanın kendini nasıl onarbileceğini bastırdığı bu duyguları kendini rahat bırakarak nasıl değiştirebileceğini adım adım anlatıyor. Temizlik takıntısı olan biri ellerini ne kadar yıkarsa yıkasın yine de temiz hissetmez çünkü esas kirli olduğunu düşündüğü elleri değildir, köken duyguyu değiştirmedikçe de bu kirlilik hissinden kurtulamayacaktır. Kişi yaşadığı bir huzursuzluk karşısında öfkelenip saldırganlaşıyorsa da kendi içine çekilip küskünleşiyorsa da sebep aynıdır. Değersizlik duygusunun esiri olan bir insan çevresindeki insanlar onu değerli hissettirmeye çalışsa da değersiz hissetmeye devam eder. Alınganlık ve çabuk incinme değersizlik hissinin sonucudur. Bazan kişi hızlanarak acıdan kaçınır ama nihayetinde hayatı kaçırır. Kitap bu ve buna benzer pek çok soruna bir çözüm getiriyor. Biraz emek ve farkındalıkla vücudu tekrar resetlemek mümkün. Bunun mümkün olduğunu bilmek beni rahatlattı, kader olmadığı halde kader zannettiğimiz ne çok şey var. Kitabı okumama vesile olan Muradiye’ye teşekkürler.
Bırak ve RahatlaAdem Güneş · Timaş Yayınları · 20192,497 okunma
İnsanın İlahi Yönü
Puan vermedi
İnsan Şuurunun Sınırlarına Bir Yolculuk Modern insanı Tanrıya kavuşturan bir kitap. Batının etten ve kandan ibaret olan insan anlayışının ötesine geçerek insanın ilahi yönünü farklı deneylerle ortaya koyuyor. Çek asıllı yazar yaptığı çalışmalarla ilk kez Abraham Maslow tarafından geliştirilen transpersonal psikolojiyi bambaşka bir noktaya götürmüş. Dünyanın çeşitli bölgelerinde ayinlerde kullanılan maddelerin sentetiği olan LSD maddesini kişilere kontrollü olarak vererek ruh durumlarındaki değişikliği kaydeden Grof çok ilginç bulgular elde ediyor. Bu maddenin kişilerin bilinç düzeylerini değiştirip ruhsal sağlıklarını iyileştirdiğini kaydediyor. 1970’de maddenin kullanımı yasaklandığında ise eşiyle birlikte yeni bir yöntem ortaya koyuyor. Holotropik nefes çalışmaları yöntemi de maddenin yaptığı etkiyi madde kullanmadan nefes çalışmalarıyla sağlıyor. Vahdeti vücut anlayışına benzer bir anlayışa ulaşıyor ve kainatın birbirine ve nihayetinde de yaratıcıya bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Ve yaşadığımız hayatin kozmik bir oyundan ibaret olduğunu kendi yöntemleriyle ispatlıyor. Hatta bir adım daha giderek Tanrı’nın hayatı neden yarattığını da tartışıyor. Her bakımdan zihin açıcı bir kitap.
Kozmik OyunStanislav Grof · Omega Yayınları · 201438 okunma
Reklam