Size bir şey söyleyeyim mi anacığım, İnsan kendi halinde yaşayıp gidiyor da, yanı başında duran kitapta kendi hayatının tıpatıp anlatıldığından haberi olmuyor. Eskiden dikkatini çekmemiş birçok şeyi, kitabı okumaya başlayınca bir bir anımsıyor insan.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şimdi anımsadıkça tatlı bir elem sarıyor içimi. Anı tatlı da acı da olsa her zaman ıstırap verir insana. Belki başkası öyle değildir, ben duyarım bu ıstırabı. Ama tatlıdır bu ıstırap. Kalp acı çekmeye, ezilmeye, sıkışmaya, kederlenmeye başladığında anılar onu, gündüzün sıcağında kavrulmuş cılız, zavallı bir çiçeği akşam serinliğinde çiy tanelerinin canlandırdığı gibi canlandırır.
- Evet, siz şimdiki gençler, vücuttan başka hiçbir şey görmezsiniz. Bizim zamanımızda ise öyle değildi. Benim aşkım şiddetlendikçe sevgilim gözümde o nispette manevileşiyordu. Siz şimdi yalnız bacak, baldır görürsünüz, hatta daha başka şeylere... Siz sevdiğiniz kadınları soyarsınız bile... Ama bana göre; Alfons Kar'ın dediği gibi... Doğrusu iyi bir yazardı benim âşık olduğum kadının üstünde daima tunçtan elbiseler bulunur. Biz, kadınları soymak değil, hatta Nuh'un oğlu gibi onların çıplaklığını örtmeye çalışırdık. Haydi canım, siz bunu anlayamazsınız.