* Pazarlama ve lansman modern kültürde kaçınılmaz olarak ihtiyaçları geri planda tutarak arzularımızın ve isteklerimizin ihtiyaçlarımızın önüne geçmesine sebebiyet verir. Tüketim başlı başına kapitalizmin katedralidir. Kapitalizmin kendini anlamlandırdığı, soluk getirdiği, varlığını sürdürdüğü önemli alanlardandır.
** Tüketimin psikolojik olarak incelendiği eserde ilk bölümde tüketimin anlaşılması tarihsel pratiklerine bakılarak mümkün olacağını vurgulamıştır. Zenginlik ve tüketim sığ bir anlam tabakası olmaktan ziyade güç ve gösterişin, statünün simgesidir. Hangi restorantta yemek yediğimiz, hangi parfümü kullandığımız, hangi marka ayakkabı, çanta, pantolon giydiğimiz statünün özerk simgeleridir.
*** Bir meta veya araç satın alırken gerçekten ihtiyacımız olduğu için mi yoksa bize dayattırılan hegomonya ve modern kültürün pazarlama taktikleri sonucu mu alıyoruz? Reklamlarla insan zihni bulandırılarak gerçekte ihtiyacımızdan çok, tüketim odaklı insanlar haline geliyoruz. Nike marka ayakkabı, rolex saatler, Mıcheal kors çanta...
**** Tüketim ve kapitalizm ilişkisinde bir geridönüşüm mevcuttur. Paul Auster'in ifade ettiği gibi "Hafta sonu tatilleri, çalışanların dinlenebilmeleri için değil; kazandıklarını kapitalizme iade edebilmeleri için vardır." Bu anlamda her tüketim nesnesi bizi bir statünün içine yuvarlarken diğer yandan nelerden vazgeçtiğimizinde bir diğer resmini ifade eder.