Octavio Paz

Octavio Paz

Yazar
7.4/10
40 Kişi
·
144
Okunma
·
53
Beğeni
·
4270
Gösterim
Adı:
Octavio Paz
Unvan:
Meksikalı Yazar, Şair ve Diplomat
Doğum:
Mixcoac, Meksika, 31 Mart 1914
Ölüm:
19 Nisan 1998
Octavio Paz (31 Mart 1914 - 19 Nisan 1998), Meksikalı yazar, şair ve diplomat. 1990 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü almıştır.

Yaşamı
Octavio Paz Octavio Paz Solórzano ve Josefina Lozano'nun oğlu olarak şu anda Meksika'nın bir parçası olan Mixcoac kasabasında doğdu ve burada büyüdü. 1945 yılında diplomatik görevlerine başlayan Paz 1962 yılına kadar Fransa'da kaldı. Burada şair Pablo Neruda ile beraber çalıştı. 1962 yılında Meksika'nın Hindistan büyükelçisi olarak bu ülkeye gitti. 1968 yılında Tlatelolco katliamından sonra hükümeti protesto amacıyla ülkesindeki bütün görevlerinden istifa etti.

Yapıtları
Çok sayıda şiir ve makale yayımlamıştır. Bu yapıtları aşağıda özgün isimleriyle listelenmiştir.
Sabahları hep aynı mutlu kıyıda uyanırdım... Pencerem açık olarak yatardım, sabahleyin odama girerdi güneş... Sonra denizin meltemi.
Octavio Paz
Sayfa 22 - Okyanus Yayınları
62 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
> Nasıl, gününüz güzel geçiyor mu? Ankara bugün güzel bir Mayıs sabahına merhaba dediyse de, hava az biraz serinledi ve yerini ılıman yağmurlu bir havaya bıraktı. Ben ne mi yapıyorum? Gene birlikteyiz ve şu anda dün akşam başlamış olduğum, Octavio Paz’ın bu güzel eseri Ölüm Çiçekleri’ne (orj. La hija de Rappaccini - Rappaccini's Daughter) klasik müzik eşliğinde bir şeyler karalamaya çalışıyorum. Bugün okuyacağınız bu incelemem biraz sanat ağırlıklı bir inceleme olacağı için belki bu bazılarınıza az biraz sıkıcı gelebilir. Ama ben kalıplaşmış okuma kültüründen çok, geniş perspektif okuma tarzına daha açığım ve okurken kitapların içeriğinden çımbızladığım, ilgimi çeken eserler ile bağlantılı giden bir okuma kültürünü benimsemiş durumdayım. Bu birazda manyaklık ötesi bir şey diyebilirim. Elinizin altında okunması gereken onlarca kitap varken, o kitaptan, bu kitaptan diye diye bibliyomani’ye yakalanmamak ne mümkün. Neyse, gene büyüklerimizin “Her şeyin fazlası zarar!” sözünü dinlemekte fayda var sanırım diyerek incelemeye geçmek istiyorum. Önce gideyim ve kahvemi tazeleyim, fişneli pop kekimi de sonra yerim. :)

-yaşam / ölüm, aşk / nefret... tüm
karşıtlıkların dengesini arayanlara- s.6 #44629966

Kitaba Dair:
> Elimde tutmuş olduğum bu güzel kitap, A. Cengiz Büker tarafından dilimize tercüme edilmiş ve Mart 1996 tarihinde Okyanus Yayınları tarafından neşredilmiştir. Kitap, bana ikili diyalog ve sahnelemelerinde biraz Johann Wolfgang Von Goethe ‘nin Faust adlı güzel eserini de anımsatmadı değil.

Bence bir şair yalnızca bir bölgeyi değil, bütün dünyayı temsil eder... Şair iyi yazmak zorundadır ve yazar aynı zamanda bir toplum eleştirmenidir. S.12 #44631298

> Gelmiş geçmiş edebiyat tarihinde genel olarak bu tarz tiyatro/opera türü eserler de birbirlerine olan benzerlikler ya da gidişatlar az çok görülmekte ve hissedilmektedir. Ben burada yaptığım ufak çaplı araştırma ile yazarın, MS 6. yüzyılda Vishakadatta'nın kaleme aldığı Mudra-Rakshasa adlı eserinden ilham aldığı düşüncesindeyim. Bu eser Kral, Chandragupta Maurya'nın Kuzey Hindistan'da iktidara gelmesiyle yükselişini ve bu süreç içerisinde yaşananları anlatan Sanskritçe bir oyundur.

Sezar'ın hakkını Sezar'a veren, ama yüreğin hakkını yüreğe vermeyen adaletli erdemli kral! (s.18-19) #44633741

> Hikâyemiz yıllar evvel, genç bir öğrencinin, kuzey İtalya'da okumak için Napoli'deki evinden ayrılıp, garip çiçekler ve diğer bazı bitkilerin de dolu olduğu görkemli bir bahçenin yanındaki eski bir evi kiralaması ile başlar. Bu evin balkonu Giacomo Rappaccini adlı botanikçi bilim insanın bahçesine bakmaktadır. Padova'da bulunan tüm genç erkekler Rappaccini’yi ve onun güzeller güzeli kızı İsabel’i tanımaktadırlar. Şehirde bulunan bütün erkekler, Rappaccini’nin kızına gönlünü kaptıracak kadar hayrandır, ama İsabel’in dünyası evinden ve bu botanik bahçeden ibarettir. İsabel zamanının çoğunu babasının bahçesinde bulunan güzel bir bitkilere ayırmaktadır ve işte balkonundan İsabel’i gören Juan, daha ilk görüşte kaçınılmaz bir aşkla tutulur genç İsabel’e.

İşte ben toprağa bağımlıyım. İşte şu bitkilerden biriyim. Topraktan sökerlerse beni ölürüm. S.41 #44644200

> Bir zamanlar Juan’ın babasını tanıyan ve okumaya geldiği üniversitede tıp profesörü olan Dr. Pietro Baglioni, Juan’a bulunduğu şehirde ön ayak olmak istemektedir. Bu süreç içerisinde Dr. Baglioni, Juan’nın durumunu, haletiruhiyesini görür ve toyluğunun vermiş olduğu zafiyeti değerlendirerek, kendisini botanikçi bilim insanı Rappaccini'den ve onun güzeller güzeli kızından uzak durması için uyarır. Her ne kadar ona durum ile ilgili gerekli açıklamayı yapsa da, Juan duyguları ve gerçekler arasında kaldığı için neye inanacağını bilmemektedir.

Biz doğunca ölmeye başlar bedenimiz; biz ölünce de yaşamaya... başka bir hayatla yaşamaya. S.25 #44634836

> "Ölüm Çiçekleri" adlı kitabımızın ana teması, Orta Çağ döneminde, İtalya'nın kuzeydoğu kesiminde, Veneto Bölgesine bağlı Padova ‘da zehirli bitkileri, çiçekleri bahçesinde yetiştiren tıbbi bir araştırmacı ve botanikçi olan Giacomo Rappaccini, kızı İsabel ve Padova’ya tahsilini yapmak için gelen genç Juan arasında geçmektedir. Rappaccini deneyimlerinden kazanmış olduğu bilgi birikimi ile kızının hayatını bitkiler üzerine inşa eder ve İsabel’in kendisini artık bu bitkilerin insanlar üzerindeki olası zehirlerine karşı dirençli hale gelmiştir. Fakat İsabel’in zehre bağışıklık kazanan vücudu kendisinden başka kişiler için gözle görünmez tehlikeli bir hal almıştır. Bu noktadan itibaren çok fazla içerik vermeyeceğim, zaten kitap topu topu elli sayfadan oluşuyor ve bir çırpıda okuyup bitirebileceğimiz türde bir eserdir.

Çevrene dolanan zincirler, seni kuşatan görünmez halkalar boğabilirler seni. Yardım edersen, birlikte kırarız onları ! s.38 #44636044

Sevmek, bir anlamda seçmek demektir: seçmek ya ölümü ya da yaşamı!... s.19 #44633837

İşte son adımı atıyorum. Artık geçiyorum karşı kıyıya. (s.60-61) #44647409

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
62 syf.
Zamandan önceki zamanlarda, şiir ve din, bilim ve büyü, şarkı ve dans bir ve aynı şeydi...

Octavio Paz'ı yalnız şiirleri ve edebi incelemeleriyle tanırken tesadüfen bir tiyatro oyunu olduğunu öğrendim. Tek tiyatro oyunu; tek perdelik Ölüm Çiçekleri...

Oynanmak için değil de okunmak için yazıldığı fikrinden yola çıkarak ilerlemek istiyorum çünkü ben de böyle düşünüyorum. Bir çok tekniği ve tadı biraraya getirerek ortaya çıkmış bir eser bu. İlk olarak ele alınması gereken rol "Haberci" ye ait. Haberci rolünün, zamandan önceki zamanlarda yani Antik Yunan'daki koro görevinin modernize hali olduğu görülüyor. Ama Paz onu öyle bir konuşturuyor ki ne cinsel kimliği, ne yaşı, ne zamanı olmadığını hemen anlıyoruz.
"Uzayın herbir elektrikli noktasında, zamanınsa herbir manyetik parçasındayım: dün bu gün, yarın da bugün. Herşey ne olacaksa o idi, şimdi de odur."
Haberci başlangıçta, dördüncü, yedinci sahnede ve bitirişte monoloğunu sunup sahneyi diğer oyunculara bırakıyor. Peki bu hermoafrodit kişilikli haberci aslında kim? Bir büyücü mü? Bir Satyr yoksa bir bilgin mi yoksa bir içses mi? Juan'ın içsesi? Hepsi belki de hiç biri, ancak onun uzun monologları diğer oyuncuların diyalogları ile kıyaslandığında daha anlaşılması zor görünüyor. Ve sahneyi açıyor haberci:
"Sevmek, bir anlamda seçmek demektir: seçmek ya ölümü, ya da yaşamı!.."

Napoli'den Padova'ya; yalnızlığa, daha yoksul bir yaşama -öğrenciliğe- yolculuk Juan'ınki. Bir Don Juan'la mı tanışacağız yoksa yalnız kalma isteğinin bir ihtiyaç haline geldiği çağın insanıyla mı? Her ikisi de diyebiliriz..

"La hija de Rappaccini" (1953); oyun ilk kez bu adla sahneye konmuş, aslında çok şey ifade ediyor, Rappacini bir bilim adamı, Faustik yapıda "önceliklerini sapıtmış bir bilim insanı", özelde bir botanikçi... Toksikolojide "doz" zehrin ve panzehrin belirleyici unsurudur ve bu doz terazisini elinde tutan Rappacini en yakınından kızından başlayarak insanlığı bilimle yönetme fikrinde, Homodeuslaşmış bir bilgin ve oyunun en önemli rolü bana göre.

Ve Beatriz; Bir çiçek, bir bitki. Rappacinin DNA'sını alan ve onu dilediğince mutasyona uğrattığı kızı. Ya da Beatrice'si Dante'nin. Juan'ın komşusu Beatriz, ilk görüşte aşık olduğu, şiirsel güzellikteki sözlerinin sahibi Beatriz... Aralarındaki tutku bana Dante'yi çağrıştırdı... Naif, yalnız, ürkek bir çiçek Beatriz, hayatının sınırlarının erkekler tarafından belirlendiği toprakta yaşayan bir bitki...

Ve yan rollerde İsabel ve Baglioni, toplumdaki diğer sesler.

Eğer tiyatro seviyor, tiyatro tarihi, türleri ile ilgili bilmeceler çözmeyi seviyorsanız bu eseri okumak keyifli olabilir. Bir araya gelen yapı taşlarından uzaksanız da tat alabilirsiniz ama bayılmazsınız. Ölüm Çiçekleri'nde Antik Yunan tiyatrosu ile başlayan ve biten bir sahne, romantizme evrilen bir aşk ve modern bilim insanın sınır tanımazlığını okudum. Ve Octavio Paz'ın verdiği hümanist mesajları.. İlgilisine tavsiye ediyorum.
238 syf.
·19 günde·Beğendi·7/10
Kitap 9 bölümden oluşuyor,Meksika'lı kimdir,Meksika'lının yaşam tarzı,dünyaya bakışı anlatıldıktan sonra Meksika'nın sömürgeleştirilmesi ve meksika devrim mücadelesi ve sonrasında meksika' nındurumu anlatılmış.Bir roman değil,ders kitabı niteliğinde,kaynak kitap.
235 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
"Yalnızlık Dolambacı", kendi gelenek ve adetleri ile içine kapanık bir şekilde yaşayan toplumların, yaşadıkları çağda geri planda kalmalarının tarihsel, kültürel, ekonomik ve sosyal analizlerini içeren bir eser. Bu bakımdan, salt Meksika toplumu için değil, aynı zamanda tüm toplumlar için, gerçek anlamda çağdaş olabilmenin yollarını içeriyor. Ayrıca, Meksika Devrimi'nin çözümlemesi ile, Meksikalı aydınların, ülkelerinde yaşanan pek çok olay karşısında takındıkları tavrı da bizlere anlatıyor.
238 syf.
Anahtar kelime "ulus psikolojisi".

Tarihi-kültürel kimlik sorunları; kadınlar, yalanlar, devletler, laik-devrimci ve kökten-dinciler; maskeler arkasına sığınmış, korkudan titreyen benlikler; kısacası sindirilmişler, sindirilmekte olanlar, sindirilecek olanlar ve sindirenler şiirsel bi dille romantik serseri octavio paz tarafından kaleme alınmış. Ben ve biz... Bu kitap bizdeki beni bendeki bizi itiraf eden güzel bi rapor adeta.

Lokal bi örneklemi var: Meksika.

“¡Viva México, hijos de la chingada!”
yani


"Yaşasın Meksika(lılar), hey gidi ırzına geçilmiş ananın çocukları!" (Çevirmen anlam katmış. Tam karşılığı "yaşa Meksikalı, orospu çocuğu")

Burda orospuçocuğu diyerek kendi halkına hakaret etmek istememiştir. Biz ne olduğumuzu bilirize getiriyor ve ırza geçenleri parmakla işaret ediyor. Yani sömürgecileri. Yani ben'deki biz'i, biz'deki ben'i dile getirirken en ünlemli cümlesiyle de öteki'yi işaret etmekten geri kalmıyor. Aztekli analarına tecavüz eden, onları baskılayan, hor gören, yoksun bırakan, sindiren sömürgecileri gösteriyor.

Kitabı okurken bazı bölümlerde sıkılabilirsiniz. Ek okuma yapmanız gerekebilir. Fakat unutmayın ki okduğunuz bu bölümler birer deneme ve Paz derin bi adam.
164 syf.
·5 günde
Yazarın edebiyat, ağırlıklı olarak şiir üzerine görüşleri. Özellikle Avrupa' da ortaya çıkan edebiyat akımları, şiire yaklaşımlar üzerine tarihi ve teknik bilgiler içeriyor. Bu alanlardaki belli başlı şair ve eleştirmenlerin söyledikleri ışığında kendi görüşlerini, ülkesindeki gelişmeleri anlatmaya çalışıyor. Kişisel yorumlarını açılıyor. Bahsettiği konularda bilgileri genel ve özet olarak verdiği için, aynı konuları, anlatılanları kavramak için bilmek faydalı olur. Dili biraz teknik, terminoloji hakkında en azından fikir sahibi olmak okumayı kolaylaştırır.
96 syf.
Adnan Özer'in çevirisiyle sunulan kitapta Paz' a ait seçme şiirler bulunuyor.
Şunu da söylemeliyim ki;
-Çeviri şiirlerde çevirmenin şair olması çok önemli bknz: Toplu Şiirleri/incelemeler burdaki incelememde çevirmen Rilke' yi berbat etmiş-

İçindeki seçkiler Paz' a ait şu kitaplardan oluşuyor;

-Kartal ya da Güneş' ten

-Zorbalık Durağı' ndan

-Semender' den

-Doğuya Meyletmek' den

-Dönüş' den

Şiirseverler okumalı diyerek iyi okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Octavio Paz
Unvan:
Meksikalı Yazar, Şair ve Diplomat
Doğum:
Mixcoac, Meksika, 31 Mart 1914
Ölüm:
19 Nisan 1998
Octavio Paz (31 Mart 1914 - 19 Nisan 1998), Meksikalı yazar, şair ve diplomat. 1990 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü almıştır.

Yaşamı
Octavio Paz Octavio Paz Solórzano ve Josefina Lozano'nun oğlu olarak şu anda Meksika'nın bir parçası olan Mixcoac kasabasında doğdu ve burada büyüdü. 1945 yılında diplomatik görevlerine başlayan Paz 1962 yılına kadar Fransa'da kaldı. Burada şair Pablo Neruda ile beraber çalıştı. 1962 yılında Meksika'nın Hindistan büyükelçisi olarak bu ülkeye gitti. 1968 yılında Tlatelolco katliamından sonra hükümeti protesto amacıyla ülkesindeki bütün görevlerinden istifa etti.

Yapıtları
Çok sayıda şiir ve makale yayımlamıştır. Bu yapıtları aşağıda özgün isimleriyle listelenmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 53 okur beğendi.
  • 144 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 196 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.