HOMO FABER...

HOMO FABER...
@Homofaber47
“Okuyup anlamak, bilmek gerek. Çünkü insan en çok bilmediğine düşmandır.”
...
null
null
461 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi
* Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitaptan biri. ** Aynı zamanda Man booker ödüllü muhteşem bir kasvet ve karakter dramı... *** Kaybedenler klubüne hoşgeldiniz. Çünkü her karakter kendi içinde bir kaybeden... *** Kalimpong bölgesinde Nepallilerin Hint hükümlerine karşı isyan ve başkaldırısı sonucu diğer ulus ve halkların haklarını göz ardı ettiğine şahit oluyoruz. Ne de olsa bütün hayvanlar eşittir ama bazıları daha eşittir... Karamsar havanın bütünüyle hakim olduğu kitapta, politik kargaşanın hakim olduğu bölgede bir isyan aynı zamanda sefalet doğurmaktadır. **** Ana karakterlerimizden Sai bu isyan ve kargaşanın olduğu Kalimbong'ta emekli bir yargıç olan büyük babası Jemubhai ile yaşıyor. **** Öteki diye tarif edebileceğimiz bir ortamda İngilterede eğitim görmesinden kaynaklı İngiliz olamamış ama aynı zamanda Hintli de kalamamış olan büyük babanın malikanesinin etrafında şekillenen bir babalar - oğullar mirasına şahit oluyoruz. **** Ana temanın göçmenlik, eşitsizlik, hak ihlalleri, etnik ve politik kargaşa ve çatışmanın, kimlik sorunun aldığı kitapta geçmiş-gelecek-bugün olarak okuyabileceğimiz konular etrafında dönmektedir. ***** Bugünün Hindistanda bile mevcut temel problemlere ışık tutmaktadır. ****** Sömürge toplumundan kenara itilenlerin ötekilerin kitabı... Yalnızlık bir alışkanlık halini aldı, adam oldu ve onu bir gölgeye dönüştürdü.
Kaybın TürküsüKiran Desai · Can Yayınları · 201029 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·96 syf.··
2021 22. kitabı
* Osman Nuri Koçtürk diğer bir deyişle "Tarhana Osman" 50'lerin ortasında sözde Amerikan yardımı altında talan edilen gıda sektörüne karşı korkusuz bir şekilde karşı çıkan bir bilim insanı. Amerika arka planda dayattığı süt tozu, margarin gibi gıdalar karşısında öz bir kimlikle, bu toprakların içinden çıkan süt, zeytinyağı, tarhana gibi doğal ürünlerin tüketilmesini ısrarla savunmuş bir kişidir. ** İşin özü ise bugün geldiğimiz durumun sonucu 50'li yılların yanlış tarım ve gıda sektörlerinde yaşanan politikalardır. Türkiye gıda ve tarım açısında kendine yeten bir ülke iken bugün nasıl oluyorda herşeyi ihraç eden bir ülke durumuna geldi? Geniş ve yoğun bir sorgulamının bir sonucu olacak bu durum, Koçtürk'ün ısrarla üzerinde durduğu konulardır. *** Her ne kadar sömürgeyi ve kolonyalizmi fiziki şiddet ve tahakküm olarak görsekte bunun çok ötesinde olduğu gerçeği yanı başımızda durmaktadır. Savaşla, askeri güçle kaynaklara el koyamacağını anlayan çok uluslu ve sömürgeci güçler, bu hayalini gerçekleştirme adına farklı senaryo ve oyunlarla bunu gerçektir mek istemektedir. Fazlaca bir pesimist bir yargı olacak olan dile getireceğim düşünce "Eğer biri size bedava bir şey veriyorsa bilin ki sizden alacağı daha fazla şey vardır" düsturu ile tarımın geldiği nokta ortatadır. **** Marshall yardımları neticesinde ülkemize giren süt tozu, buğday, margarin, soya gibi yiyecekler hem yerli üretim tereyağı, zeytinyağı, buğday, süt gibi yiyecekleri talan ederken, diğer yandan bugün bile tam olarak vakıf olamadığımız kanser ve nice diğer hastalıkların bir numaralı sebebidir. Okullarda zorla dağıtılan süt tozunda kanserojen madde olduğunu ispat eden, kalp, damar, kolesterol gibi ağır hastalıklara davetiye çıkaran ürünler Koçtürk sayesinde açığa çıkmıştır. ***** Çok ekmek yiyen bir
Gıda EmperyalizmiOsman Nuri Koçtürk · Toplum Yayınevi · 196655 okunma
Puan vermedi·788 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
* Hobsbawm Marksist dünya görüşüne sahip ve eserlerinde bu görüşe uygun düşünceler dile getirmektedir. Savaş ve çatışmaların temelinde, ekseninde üretim ilişkileri, kapitalizmin önemine vurgu yapmıştır. Her ne kadar Sovyetlerin dağılması ile birlikte Komünizmin tarihin arka sayfalarında yer alan bir oldu olarak kaldığını savunan görüşler mevcutsada, Marx ve görüşlerinin etkisinin halen devam ettiğini savunmaktadır. ** 1914-1991 yıllarını kapsayan uzun soluklu çalışmasında, 20. Yy'ın bütün insanlık tarihinde en katliamcı, savaş duygusu taşıyan, caniyane yüzyıl olarak adlandırmıştır. İki dünya savaşını, Nazizm, faşizm gibi insanlık dışı hareketler, birçok katliam bu yüzyılda meydana gelmiştir. 1914 ile başlayan 1. Dünya Savaşı 1945 ile biten ikinci dünya savaşına kadar ki dönem bütüncül olarak savaş ve kesintisiz güç göstergesi durumundadır. *** Bu dehşet yüzyılı insanlık adına büyük acılara gebe, her açıdan kötülüğün sıradanlaştığı topyekün savaş hali imha politikasını geçerli kılmıştır. İki dünya savaşını diğer savaşlardan önemli kılan ve dehşet seviyesinin diğer savaşlardan önde olmasının sebeplerinden biri de teknolojinin gelişimiylr birlikte ağır silahlar ve uçakların devreye girmesi, bununla birlikte kayıpların olağanüstü bir şekilde karşımıza çıkması sonucunu doğurmuştur. **** İki savaş birçok büyük devletler için yıkıcı sonuçlar doğurmuş olsa da bazı istisnai devletler için büyük bir galibiyetin sonucu ve mimarı olmuştur. Abd için her iki savaş ekonomik üstünlüğünü iyice pekiştirmiş ve etkileri günümüze ulaşan dünya devi ünvanının kapısını aralamıştır. ***** Bir diğer önemli etki ise yine teknoloji, basın ve medyanın savaş karşındaki etkin tutumudur. Gazete, radyo, TV, basın aracılığıyla savaş büyük kitlelere duyurulurken diğer yandan kitlelere kendi
Kısa 20. Yüzyıl: 1914-1991 Aşırılıklar ÇağıEric J. Hobsbawm · Everest Yayınları · 2020256 okunma
Puan vermedi·271 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
* Jean Genet edebiyat dünyasının belki de en aykırı ve en hazin yaşam öykülerinden birine sahip bir yazardır. Annesi tarafından yetimhaneye bırakılan, babasını hiç tanımamış, hırsızlık dolu hayatı, kabarık suç dosyası, beladan bir türlü kurtulamayan, adeta suçu üzerine çeken biridir. Gülün mucizesi adlı kitabını da La Santé adlı Fransız cezaevinde yazmıştır. ** Kitaplarının çoğunu kendi yaşam öyküsünden yola çıkarak kaleme alan yazar, özellikle eşitsizlik ve fakirlik, şiddet, eşcinsellik, suç ve suç dünyasını eserlerinde yoğun olarak işler. Bu kavramlarla birlikte okuyucu gözünde, dünyasında yeni bir imgelem ve terminoloji, anlam yaratmaya çalışır. *** Her türlü acımasızlığın, şiddettin kol gezdiği ıslahevi şartlarında, küçük suçlar karşısında ıslahevi yetkilileri ve büyükleri küçük mahkumlara her türlü iğrençliği, dekadanlığı yaparak bedenlerini onlara sunmakta bir beis görmemişlerdir. Böylesine zor ve şiddet dolu atmosferde bir parça kuru ekmek uğruna, bir bardak su için kendilerine efendi ve büyük gözü ile bakan yozlaşmış klikler suçluların bedenlerine sahip olmaktadırlar. **** Sarsıcı ve dehşet verici Fontevrault ıslahevinde bu yozlaşmaya direnen, isyan eden korkulan, bu düzeni kabul görmeyen Harcamone vardır. İdam mahkumu suçlu Harcamone bu başkaldırının adeta simgesi olmuştur. Katiller, hırsızlar, suç çeteleri arasında kahraman bir motif olmuştur. ***** Jenet'in gözünde Harcamone bir suçlu olmaktan ziyade kahramandır. Toplumun kabul görmediği suç ve normlar Jenet için oldukça normal ve olması gereken sıfatlardır. Her türlü bireye özgü yaşam şekli ve özgürlük ideallerinin yaşanması gerektiği kabulü üzerinden Harcamone dizayn edilmiştir. Özelikle eşcinselliği kitapta tüm açıklığıyla anlatmış, yoğun bir şekilde aktarmıştır. ****** idama doğru giden Harcamone
Gülün MucizesiJean Genet · Ayrıntı Yayınları · 199952 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2021 19. kitabı
* Latin Amerika ve Brezilya edebiyatının önemli isimlerinden Lispector ve uzun zamandır beklettiğim, okunmayı bekleyen kitaplar arasında olan kitapta düşünsel, imgesel yoğunluğu nedeniyle bir yandan zorlarken, diğer yandan doyurucu tadıyla kendine çeken ve çekim alanı oluşturan bir tat bırakmaktadır. ** Her ülkede sınıfsal farklılıklar, zengin ve fakir ayrımı, cinsiyet eşitsizlikleri herkesin malumu olan bir durum. Özellikle neo liberal politikaların yaygınlaşması, kapitalizmin alanını ve mevzi aldığı cepheleri genişleterek bu ayrımı ve fakiri daha da fakirleştiren sömürü düzenini epeyce artırmıştır. *** Brezilya'da favela, Fransa'da getto, Türkiye'de bir benzerini sanayileşme ve köyden kente göç sonrası, sonucu olarak gördüğümüz gecekondu mahalleleri tipik sosyal eşitsizlikler olarak karşımıza çıkar. **** Bu kadar girişe ve açıklama yapma sebebi Brezilya'daki yoksulluğu anlamak, kitabın arka planını, bu eşitsiz ve düzensiz yaşam biçimini görmektir. Kitaba gelecek olursak Brezilya'nın yoksul ve favelalalarında yaşayan genç kız Macabea yeni bir yaşam ve zenginlik, umutla Rio'ya göç eder. İçindeki saflık ve güzellikle yola koyulur. Ama hayat temiz ve saf değil aksine bütün kötülükleri içinde barındıran bir yerdir. ***** Daktilocu kız Macabea'nın hüzünlü ve yoğun hikayesine konuk olduğumuz kitapta Kafkaesk yakıştırmasını sonuna kadar hakeden yazar bu yoğun ve doyurucu üslubu ile bizi unutulmaz bir diyara sürüklüyor. Orhan Veli'nin bir şiirinde dediği gibi "ölünce kirlerimizden temizlenir, ölünce biz de iyi adam oluruz; şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış, hepsini unuturuz." bir Mercedes'in altında ezilmiş Macabea araba markasının yıldızı ile ana temayla işlenmiştir. ****** Sıradışı yanıyla, Kafkaesk anlatımıyla, yoğun ve çok katmanlı yapısıyla okunmayı oldukça
Yıldızın SaatiClarice Lispector · İmge Kitabevi · 1996650 okunma