Aşık, sevgilinin mutlak özgürlüğünün bir tutsaklık etkisi değil, bu vaadi sürekli yenilemeyi bilen özgür bir sonucu olmasını ister. Her aşkın hayali bu paradoksal arzunun içinde saklıdır: Ötekine sahip olmak, ama sadece özgür olduğu takdirde.
Geçen zamanın içine sonsuzluktan bir parça katan, tesadüfü kadere dönüştüren sadakattir. Bu nedenle ve sadece bu nedenle -herhangi bir ahlaki nedenle değil- sadakat aşkta temel bir tutumdur.
Ben, Öteki'yi yalnızca kendi idealize edilmiş imgesinde sever ve arar. Bu nedenle, bu imgede en küçük bir kusur bile keşfedildiğinde, aşk vurgusu kolayca buharlaşabilir ve yerini acı bir nefrete bırakabilir.