Okuduklarımla aramda entelektüel olmayan, duygusal olmayan, ilmi hiç olmayan, zevkli olmayan bir ilişki vardı.
Ben kitaplarda, yaşadığını hayatta ve yaşadıklarını söyleyen, canlı oldukları iddiasında olanların hayatında olmayan gizli ve gerçek şeyleri bunlar her ne olur olsun görüyor, haberdar oluyordum. Yani işin aslından haberdar oluyordum. Bu haberdar olma hali bir gizi öğrenmenin sevincini ya da bir meseleyi çözmenin rahatlığını değil işlerin hiç de öyle olmadığının, olamayacağının bilgisini bana veriyordu. Perdenin arkasına saklanmış ve bildirilmeyene agah oluyor gibiydim.
Sağlık, mideni ve diğer her şeyini hissetmemek ama onların işlerinin başında olması demekmiş, yaşamak da, yaşadığının farkında olmamakmış, öyle dediler, demediklerinde de böyle yaptılar.