Phoibos

9/10
·336 syf.··
2026 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 22:32
24 saat önceden öleceğinizi söyleyen bir şirket olduğunu düşünsenize. Aranan kişinin yaşamak için sadece 24 saati kalıyor. Belki yangında belki gaz zehirlenmesinde belki denizde yüzerken belki uyurken ölebilirsiniz, nasıl öleceğiniz belirsiz ama öleceğiniz kesin. Rufus Emeterio ve Mateo Torrez’in başına işte böyle bir olay geliyor. Birbirini hiç tanımayan bu iki genç Son Arkadaş adlı bir uygulamada tanışıyorlar ve son günlerini beraber geçiriyorlar aynı zamanda sadece onların hikayesini değil, pek çok karakteri de okuyoruz. Spoi uyarısı yapmacağım çünkü ikisinde öleceğini zaten biliyoruz. Mateo…benim kivili kekim…öleceğini bilerek okusamda ölmen çok üzdü beni. Keşke öyle ölmeseydin, keşke Rufus’u öyle bırakmasaydın. Rufus…hikayenin sonunda nasıl öldün bilmiyorum ama yine de seninde ölecek olman beni çok üzdü. Yazarın bence asıl anlatmak istediği şey; “Yaşamak için bir günün kalsaydı, o günü nasıl değerlendirirdin?” sorusu. Okuduğunuz için teşekkürler.
Ve Sonunda İkisi de ÖlürAdam Silvera · Pegasus Yayınları · 20194,069 okunma
Reklam
8/10
·272 syf.··
2026 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 22:13
Bazı kitaplar olur ya okurken sanki netflix dizisi izliyor gibi hissedersiniz…heh, bu kitap tam öyle bir kitap. Kısaca konusu: Sadie Wen, mükemmeldir. Öğretmenlerle arası iyi, okul kaptanı(başkan ile aynı şey sanırım), iyilerin dostu kötülerin dostu hanım hanımcık bir kızımız. Bu kızımızın bir de rakibi var. Julius Gong. Bu arkadaşımızda Sadie gibi zeki çalışkan. Sadie adlı kızımızın bir maskesi var. Tüm okulda ki vatandaşlara E-Posta taslakları yazıyor. Öğretmenlere olan nefretinden tutun öğrencilere kadar…tabii bundan en çok nasibini alan kişi ise Julius. Bu E-postalar aniden gönderilince Sadie kızımız gariban gibi kalıyor ortada. Peki itibarını düzeltmek için kiminle iş birliği yapması gerek? JULİUS! SPOİ Bu ikisinin sevgili olacağını en baştan herkes biliyordu ama oyun oynarken öpüşmeleri…işte bu beklenmedikti benim için. SPOİ BİTMİŞTİR. Bu kitabın devamı varsa ya da yazılıyorsa okur muyum? Evet. Bu tarz kitapları seviyorum. Okuduğunuz için teşekkürler!
Sana Ulaşmaması DileğiyleAnn Liang · Olimpos Yayınları · 2025317 okunma
5/10
·448 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 20:08
Bu kitaba inceleme yazmak çok istedim. Kısaca konusu: Su Tanrısına tapan bir köyün reisinin kızının hizmetçisi olan Mana, ailesini çocukken bir yangında kaybetmiştir. Köyde oluşan kıtlık ve sussuzluk nedeniyle köylüler, Su Tanrısına gelin vermeye karar verirler. Bu gelin ise köy reisinin kızıdır. Lakin hanım kızımızın sevdalısı vardır. Mana, hanımının intihar seviyesine geldiğini fark edince hanımı ve onun sevdalısının kaçmasını sağlayıp kendisi hanımının yerine geçip gelin oluyor. Öncellikle bakın ben güçlü kendi ayakları üstünde durabilen kadın karakterleri çok severim. Lakin Mana da cesaret değil aptallık var. Ya kızım karşında tanrı var! Tanrı! Ne diye artislik yapıyorsun? Adam istese tüm dünyayı sular altında bırakır. Ayrıca adam çıplak elleriyle milletin kalplerini söküyor(hoy maşallah) ama mana durur mu? Yok ben senin gelinim demeler, falanlar filanlar… biraz tuhaf değil mi ya? Yan karakterlere gelirsek…fena değillerdi. Kitapta ki tek komedi unsuru Towa denilen karakterin yaptığı şakalardı.(?) Kısacası bu kitabı okudum ama okumasam da olurmuş. İkinci kitabını merakta etmiyorum. Okuduğunuz için teşekkürler!
Su Tanrısı’nın Gelini 1Rümeysa Demirkutlu · Pukka Yayınları · 2025187 okunma
10/10
·262 syf.··
Beğendi
·
2025 36. kitabı
Bazı kitaplar olur ya hayatınızı değiştirir. Bu kitap bana göre o kitaplardan biri. Konu Özeti: Bir nükleer savaş sırasında, İngiltere’den tahliye edilen bir grup erkek çocuk, uçaklarının düşmesi sonucu ıssız bir tropik adaya düşer. Başlarda özgürlüğün ve kuralsız yaşamın tadını çıkarırlar. Ancak kısa süre içinde grup içinde liderlik çatışmaları, kuralların reddi ve ilkel içgüdülerin uyanışı baş gösterir. Adada zamanla “Sineklerin Tanrısı” denilen bir domuz başı ortaya çıkar. Bu, çocukların zihinlerinde somutlaştırdıkları kötülüğün ve vahşetin sembolü haline gelir. Gerçekte ise kötülüğün kaynağı doğaüstü değil, onların kendi içindedir. Yazarın sunduğu karşıtlıklar, adeta bir yin-yang denge tablosu gibi karşımıza çıkar: Ralph ve Domuzcuk: Beyaz alandaki karanlık nokta. İyiliği, mantığı ve düzeni temsil ederken, korku ve çaresizlik onları zayıflatabilir. Jack: Siyah alandaki beyaz nokta. Vahşeti temsil eder, ama içinde bastırılmış bir insanlık kırıntısı vardır. Simon: Tüm bu kaos içinde saf bir beyazlık. Sessizdir, ama içsel bilgeliğe sahiptir. Roger: Karanlığın en saf hali. Artık içinde hiçbir vicdan ışığı kalmamıştır. Yin-yang simgesi, bu romanda şunu söyler gibidir: “Her insanın içinde hem iyi hem kötü vardır. Mesele, hangisini beslediğindir.” Ben kendimi Domuzcuk’a benzettim. Hem fiziksel hem de ruhsal olarak: Dışlanan ama düşünen, konuştuğunda fazla gelen, ama doğruyu bilen kişi. O yüzden onun yaşadıkları beni en çok yaraladı. Sineklerin Tanrısı, bana şunu öğretti: Düzen sandığımız kadar güçlü değil. İnsanın içindeki karanlık, fırsat bulduğunda yüzeye çıkmaya hazır. Ama belki de mesele o karanlığı inkâr etmek değil, onu tanımak ve ona rağmen doğru olanı seçmek. Okuduğunuz için teşekkürler.
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma