"Din, halkların ölümden sonraki hayata bağladıkları ümit dolayısıyla bu dünyadaki mahrum, zavallı ve perişan durumlarına tahammül etmelerine sebep olan bir afyondur."
Bir kesim, bir başka kesimi zorla bazı haklardan mahrum edip onlara karşı hukukî, ekonomik ve sosyal bazı üstünlükler elde edebilir. Ancak bu imtiyazları korumak ve devamını sağlamak zordur. Tarihte gücü elinde bulunduran zorbalar her zaman bu kaynakları (hukukî, ekonomik ve sosyal kaynaklar) tekeline almış ve çoğunluğu bundan mahrum bırakmıştır. Ama bu durum zamanla öyle bir hal alır ki; mevcut sistem zorla ve maddî kuvvetle muhafaza edilemez hale gelir. İşte tam bu sırada şirk dini, mevcut durumu koruma görevini üstlenir. Bu dinin vazifesi halkı, başımıza ne geldiyse bunun Allah'tan olduğuna, Allah'ın böyle istediğine inandırmak ve buna teslim olunması gerektiğine ikna etmektir. Şirk dini halkı şuna ikna eder: Benim bu aşağılanmış sınıfa mensup olmam, sadece özümün aşağılık olmasından kaynaklanmıyor; aynı zamanda benim ilahım, rabbim, yaratıcım, koruyucum ve sahibim de diğer soyun ilahından, putundan ve sahibinden daha aşağılık olduğu için bu aşağılanmış sınıfa mensubum. Evet, şirk dini halkı buna ikna ediyor.
İnsanın içinde de hakikat vardır. Ancak bu hakikatin üstü cehalet, kin, menfaatçilik veya mutlak bir bilgisizlik gibi sebeplerden dolayı siyah bir perde ile kaplanmış ve örtülmüştür.