Mənim kimi sıradan oğlanlar üçün o
həddindən artıq gözəl idi. Bu cürə qadınları heç filmlərdə də göstərmirlər, bu gözəlliyə malik qadınları ancaq seçilmiş insanlar görə bilir yəqin. Və mən heç vaxt seçilmişlərdən olmayacam.
İnsan en iyi dostunu güç bir durumda görmekten gerçekten de hoşlanır; dostlukların büyük bölümü böyle bir eziklik üzerine kuruludur. Tüm aklı başında insanların bildiği eski bir gerçektir
–Ben bal gibi biliyorum ama!.. diye haykırdım. O da dörtgözle bu mirası bekliyor. Çünkü Polina mirastan payına düşeni alınca yüklü bir çeyiz parasıyla doğruca gidip deGrieux’nun kollarına atılacak. Bütün kadınlar böyledir zaten! En gururluları bile bir bakarsın en aşağılık köleliğe katlanı vermiş
Şimdi bir kez daha kendi kendime aynı soruyu soruyordum: “Onu seviyor muydum?” Ve bir kez daha bu soruyu nasıl yanıtlayacağımı bilemedim! Daha
doğrusu, belki yüzüncü kez aynı yanıtı, ondan nefret ettiğimyanıtını verdim. Evet, ondan nefret ediyordum! Kimi zaman-özellikle sohbetlerimizin sonunda onu boğmak için ömrümün yarısını seve seve verirdim! Yemin ederim; keskin bir bıçağı onun göğsüne yavaş-yavaş saplama şansım olsa,bundan müthiş bir zevk duyardım. Ama yine de en kutsal şeyler üzerine yemin ederim ki, Schlangenberg’in en yüksek tepesinde bana eğer “Kendini aşağı at” dese, düşünmeden atlardım, hem de seve seve. Bunu biliyordu
Peki neden ben? -boğuk hıçkırıklarla dolu bir sesle konuşuyordu.- Ne yaptım da bu mutluluk bana nasip oldu? Söyle bana! Etrafına bir baksana, onca insan, onca gözyaşı, onca acı, bir soluk bile alamadan koşuşturmayla geçip giden onca yaşam! Oysa ben! Böyle bir kadının aşkına layık olmuşum...