Turgut Çiftçi

Turgut Çiftçi
@Ht58
Belki de anlam okuduklarımız da değil okuyamadıklarımızdadır
Öğretmen
Lisans
40 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Voynich El Yazması: Tarihin En Esrarengiz Kitabı
1912 yılında, Polonyalı bir antikacı olan Wilfrid Voynich, İtalya’daki bir Cizvit manastırında eski kitapların arasında dolaşıyordu. Tozlu rafların arasında kalın bir kitap gözüne çarptı. Dışı sıradan bir el yazması gibi görünse de, içindeki sayfaları çevirmeye başladığında, garip ve anlamlandırılamayan çizimler karşısında büyülenmişti. Kitap, gizemli bir alfabe, hayal gücünün ötesinde illüstrasyonlar ve tanımlanamayan bir dünyaya ait bir hikâye anlatıyor gibiydi. Ancak bu hikâyenin dilini kimse çözemezdi. Böylece Voynich El Yazması’nın sırrı başlamış oldu. urunkutuphanesi.com/gizemliolay/coz...
Edebiyat
Reklam
Gassal : Ölüm ve Yaşam Üzerine Derin Bir Yolculuk
TRT’nin dijital platformu Tabii’de yayınlanan Gassal, ölüm ve yaşam temalarını derinlemesine işleyen özgün bir dizi. Toplumsal normlar, yalnızlık ve bireyin kendini bulma çabası gibi konulara cesur bir şekilde dokunan bu yapım, izleyicilere hem duygusal hem de düşünsel bir yolculuk sunuyor. Ahmet Kural’ın başrolünde olduğu Gassal, ölümün fiziksel bir son olmanın ötesindeki anlamını sorgulayan dramatik bir anlatı sunuyor. urunkutuphanesi.com/2025/01/17/gass...
Alıntı
Karındeşen Jack : Londra Sokaklarında Bir Katil
1888 yılı, Londra'nın en karanlık yıllarından biriydi. Şehir, sanayileşmenin etkisiyle büyük bir hızla büyürken, aynı zamanda toplumsal uçurumlar da derinleşiyordu. Beyaz elbiseler içinde yürüyen zenginlerin, kararmış kömür dumanları arasında sokaklarda kalıp, geceyi geçiren fakirlerle yan yana olduğu bir dünya. Şehirde, sokak lambalarının zayıf ışıkları altında geceyi geçirenlerin çoğu, hayatta kalabilmek için mücadele eden kadınlar, özellikle de fahişelerdi. Birçok kişi, onları sadece gölgeler gibi görüp geçiyordu. Ama bir gece, her şey değişecekti. urunkutuphanesi.com/2025/01/18/kari...
Edebiyat
Bazen iyidir yalnızlık. Her şeyden ve herkesten nefret edecek gibi olmaktansa bir süre yalnızlık ilaç gibi gelir insana, bilirsiniz. Ali Teoman'ın bir öyküsünde geçer: "Kimi zaman her şeyden tiksiniyorsun, her şeyi olduğu gibi bı­rakmak ve kaçıp gitmek istiyorsun uzaklara. İnsanlar canını sıkıyor, sevgileriyle, sevgisizlikleriyle seni boğuyorlar." Böyle anlarda kaçıp gitmeli insan. Herkesin kaçıp gitme ve ulaşılamama hürriyeti olmalı bu çağda.
Alıntı
Bıkkınlıktan mıdır, yaşlanmaktan mı ya da artık hiçbir şeyin istediğimiz gibi olamayacağına kanaat getirdiğimizden midir bilinmez, bazen bazı şeylere ses etmeyiz. Bilirsiniz, artık ağzını açası bile gelmez insanın. Herta Müller'in bir kitabında geçer: "Önemli değil, dedim. Oysa önemliydi, katlanamadığım, ama değiştiremediğim her şey gibi önemliydi." Ona, buna, bir şeylere katlanmakla geçiyor ömrümüz..Geçmese...
Edebiyat
Reklam