Bakışları kapalı bana Hüseyin'in, giremiyorum. Ağır ve çok köşeli bir şeyi eline almak istersin de kavrayamazsın ya, öyle biraz. Kaçırarak bakıyor gözlerini; alt-tan alttan ve bir an. Soruyorum; susuyor. Konuşsa da, topu topu bir-iki sözcük ağıtsı bir sesle; gülüyorum. Ama o hep aynı, değiştirmiyor yüzünü, bakışını. "Neler saklıyor içinde, nasıl şeyler?"