Muhsin Ünlü'nün şiirini içerisinde barındıran bu dergi, dini kavramlarla dalga geçilmesine sebep olan bu şiiri yayımlamakta hiç sakınca görmemiştir. Ot dergisinin bir çok yayınında bu denli fütursuzca tavırları bulunuyor ya da hissettiriliyor.
Bu tarz klasiklerin bu denli sevilmesini asla anlayamıyorum, evet elbette çok güzel hislerden ve ilginç olaylardan bahsetmesi ufkumuzu açıyor ama sürekli bir kadın aşağılaması mevcut. Özellikle Stefan Zweig'in kitaplarında da bu durum geçerli, kedi ulaşamadığı ete mundar der hesabı tadlarını kaçıran her kadını kötüleme var. Belki bu yazarları karşımıza alıp konuşamıyoruz ama neden kitapların bu yanları için sessiz kalıyoruz anlamış değilim. Belki eksik okumuşumdur ama bir çok incelemede bu konunun bahsi bile geçmiyor. Sonra insanlara bunlar klasik kitaplardan mutlaka okumalısın dayatması yapılıyor. Gerçekten mi, gerçekten kadınların böyle bahsedilmesini mutlaka okuyup göz mü yummalıyız? Demiyorum ki okumayalım ama eleştirisinide yapalım lütfen.
Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Kişisel menkıbemizin değerini hatırlattı. İnsan evrenin mesajlarını güzel algılarsa eğer yüreği ile evren bir olur. Simyacıyla tanışmak için çaba gösteren İngiliz değilde hayatta kişisel menkıbesi için yaşayan delikanlının karşısına çıkan Simyacı dan da anladığımız üzere hislerimiz kişiler üzerine değil olaylar üzerine olmalı. Evrenin simgelerini anlayanlara...
Ne kadar inanmayı seçmek istesek de bazen olmayacak şeylere inanırız. Bu kitap bana bazen ne kadar çabalarsan çabala olmayacağını gösterdi. İnsanlar değişmek istemezse değişmez ve biz sadece onlar için geçirdiğimiz zamanla ortada kalırız.
Yüreğe dokunan nadide bir kitap; okuyun, okutun.
Ben normal de bu tarz duygusal romanları okuyamam ama duygusal olsa da okutan bir kitaptı. Ben sevdim umarım sizlerde seversiniz.