Kültürümüz bizi ölüm anı gelmeden bu tür şeyler üzerine düşünmeye yüreklendirmiyor. Kariyer, aile,yeterince maddiyata sahip olmak, evin ipoteğini ödemek, yeni bir araba almak,kaloriferi tamir ettirmek gibi bencilce şeylerle öylesine sarılmış ki etrafımız. Hayatımızı sürdürebilmek için bir sürü ıvır zıvırla uğraşmak zorundayız. Bu yüzden şöyle bir geri çekilip hayatımıza bakarak, ‘ Bu mu yani?’ Hayattan istediğim her şey bu mu? Burada eksik olan bir şeyler yok mu?’ Demek alışkanlığına sahip değiliz.
Bazen gördüğümüz değil, hissettiğiniz şeye inanmalısınız. Ve eğer başkalarının size güvenmesini istiyorsanız, sizin de onlara güvenebileceğiniz duygusuna sahip olmalısınız, karanlıkta olsa dahi. Düşerken bile.