İşte bu yüzden çabaya aşıktır aşk.
Hissedenin kudretine,sadakatine ve en önemlisi samimiyetine bağımlı olarak koyar kendini ortaya coşkulu bir fütursuzlukta… Köklerini coşkunun plansızlığından alan sevgi değerse dönüştüğünde ancak o değerden aşk doğar,kömürün elmasa dönüşmesi gibi,basınca,zorluklara ve hayatta kalmak için en önemlisi çabaya ihtiyacı vardır aşkın. Aşk çabadır. Emektir. Gayrettir. Mücadeledir…
En çok da kişinin kendisiyle mücadelesidir.
Önemli olan,her şeye rağmen hayatı sevebilmek. İnsanlar hayatı sevmeyi unutuyorlar,öyle telaşlı bir meşgalenin içinde kayboluyorlar ki nefes aldıklarında bedene yayılan oksijenin huzurunu,sağlığın keyfini,hayatın neden var olduğunu,düşünmenin anlamını unutuyorlar. Şu ışıklar gibi olmak lazım,her yeri aydınlatmayacağını bildiğin halde,hayatın sevgisiyle yine de yanmak lazım.
Ancak,yeniden doğmayı göze alabilenler,mutlak kabul ettirildikleri şeylerden soyunmaya karar verip gerçeğin peşine düşmeye cesaret edebilenler,sonunda kendilerine kavuşacaklardı. Çünkü insan katman katmandı ve kendinden soyunmadan,önyargılarını kurban etmeden öze inmek belki de imkansızdı.