Ne olursa olsun, şu anda sandalyeden doğrulurken gördüğümüz ölüm, bir imparatoriçedir. Bu itibarla, yaşayan bir ölü gibi, yeraltında bulunan buz gibi bir salonda oturmaması gerekir, o dağların tepelerinde yaşamalı, her birinin kaderi aynı yere çıkacak olmasına karşın, öne de gitseler arkaya da gitseler her halukârda aynı tek neticeye doğru gidecek olmalarına karşın, aşağıda dört bir yana koşuşturarak yaşayan insan sürüsünü şefkatle seyrederek dünyanın kaderine hükmetmelidir; öte yandan içinde sürekli karanlık bir insani yanı olduğunu düşünmeli ve bunun hiçbir çaresi olmadığı bilinciyle yaşamalıdır.
müzisyenin çocukluğunda gördüğü göz kamaştırıcı bir dolunay manzarası, esasen onun o anda uyanık olmasına bağlıdır, eğer o anda uyumakta olsaydı, manzara da boşa gitmiş olacaktı
bu parçanın da beethovenin dokuzuncu senfonisi gibi, kısmen neşeli tempoyla yazıldığını ve insanların birliğinden, dostluktan ve sevgiden söz ettiğini bilmek için müzik okumuş olmaya gerek yoktu