Rip Akıntı : Hayat
Aman Allah’ım diye diye sonuna geldim. Bitmesine üzüldüğüm bir kitap bırakıyorum buraya…
Bir akıl hastanesindesiniz, vücudunuzda çeşitli işkence izleri vardır. Neler oldu, neler bitti hatırlamıyorsunuz… Ancak sizin olanları hatırlamanız mühimdir. Tedavi süreciniz tamamlanıp, kurula çıkacaksınız ama her şey tamam derken gözünüzü başka bir yer de açıyorsunuz… Yavaş yavaş çözülen düğümlere sürükleniyorsunuz…
Psikoloğunuz size yardımcı oluyor. 1980 yılında doğup, annenizin kaybının ardından babanızla Mısır’a gidiyorsunuz. Babanız tekrardan evleniyor. Yemliha Nasır adlı bir kardeşiniz oluyor. Babanızın vefatının ardından halanız sizi tekrar Türkiye’ye getiriyor. Okuyor ve belediyede işe giriyorsunuz. Evlenip bir de kız evlat sahibi oluyorsunuz. Ancak kızınız SMA hastasıdır. Kampanyalar düzenlense de yeterli miktar toplanmıyor. Ardından bir iş adamından gelen o teklifi alıyorsunuz. Kızınızı tedavi ettirecektir ama sizin de yapmanız gerekenler vardır. Oğlu cihatçı bir örgüte katılmıştır. Beyrut, Lübnan, Pakistan derken yaşananlar, sizden bir bir giden parçalar ve gitmeyen tek şey inancınız…
Kayıplarla başlayan, tutunacak dalların dahi tek tek kırıldığı hayatınızda yavaşça nefessiz kaldığınızı hissediyorsunuz… Kızınıza aradığınız çare sizi o akıntının işine öyle bir çekiyor ki hatırlamak mı nimet yoksa hatırlamak mı bir acziyet bilemiyorsunuz?
O anda okura şu hissi veriyorsunuz?
Ne kadar ileriye gidebilirsin? Minnet zamanla esarete dönüşür mü?
Ne diyelim anlata anlata bitiremeyeceğim bir kitap buldum desem çok da yerinde olur…
Evlat uğruna katlanılanlar bu denli sarsıcı şekilde kaleme alınmışsa saygıyla yorumlamak boynumuzun borcudur…
Dramın ve heyecanın harmanlanıp, okura pek çok duygunun geçtiği bir kitap arayanlar için muazzam bir kitap…