Türkiye gariplikler ülkesidir. O kadar 'gariplikler' dir ki, devr-i iktidarında her türlü dini eğitim kurumunu yasaklayan, birbirine 500 metre yakın olan camilerden sadece birinin açık bırakılarak diğerlerinin satılması kararını imzalayan, 'ezan-ı Muhammedî' kimliğinden çıkarıp 18 sene müddetle 'Tanrı uludur!' çığlıkları attıran ve 'çarşafla Mücadele Haftası' icad eden eski CHP'nin çocukları 'çarşaf açılımı', 'Kur'an Kursu açılımı' gibi, başka partilerden gelmesi halinde kapatma sebebi saydıkları 'açılım'lara yöneliyorlar.
Ah güzel milletim! İmanınla, ısrarınla ve kıblende ihlasınla "değişmez"leri bile değiştirdin. Seni kendi saflarına çekemeyenleri, senin tarafında saf tutma mecburiyetinde bıraktın. Sana helâl olsun!
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir kişinin 'suçlu' olup olmadığı mahkeme kararından sonra anlaşılır. Yani hiç kimse mahkeme kararı olmaksızın suclanamaz. Söyler misiniz o zaman, Sultan Vahdettin hakkında hangi mahkeme "hainlik" hükmü vermiştir.
Sultan Vahdettin'in üstündeki "hain" damgası, olayların ışığında vurulmuş bir damga değil, siyasi maksatlı bir damgadır.
Bir İngiliz Yahudi'si, Sultan Abdülhamid'e "Kızıl Sultan" derken, din haline getirdiği kininden hareket ediyordu. Kendi açısından haklıydı. Çünkü Sultan Abdülhamid, Filistin'de bir 'israil' kurulmasına karşı çıkmış, tüm menfaat tekliflerini elinin tersiyle itmişti.
Getirilen teklife razı olsaydı, Osmanlı Devleti'nin dış borçları Yahudilerin milli bankası tarafından ödenecekti.
Bu teklif karşısında Sultan Abdülhamid şöyle kükremiști: "Odalar dolusu altın verseniz memleketimin tek karış toprağını satmam."
Yahudiler de ona 'Kızıl Sultan' diyerek intikam almak istemişlerdi. Bu kin tufanını aynen kendi tarihimize geçirenlere ne buyurulur?