Kimi "kızıl Sultan" dedi, kimi "Ulu Hakan" ; Sultan 2. Abdülhamid, "ifrat" ile "tefrit" arasında kaldı.
Halbuki o, bütün tanımlamaları ve yakıştırmaların dışında, sadece devletini korumaya çalışan, buna rağmen çok zor bir dönemden en zor görevi 33 yıl fasılasız sürdüren "Son İmparator"dur.
Abdülhamid'i anlamak demek, tahttan indirileceği zaman İstanbul üzerine yürüyen "Hareket ordusu" isimli isyancılar grubuna kan döktürmemek için, emrindeki Hassa ordusu ile karşılamaması ve ezmemesi demektir. (Huzura çıkıp yere kapanan ve ağlarcasına yalvaran, "İzin ver, onları saray kuvvetlerinin en küçük birliği ile karşılayıp darmadağın edeyim ve zincire vurup huzuruna getireyim! diyen ve ağlayarak huzurdan çıkan Tahsin Pașa'ya cevaben: "Hayır Pașa, ben nefsim için tek damla müslüman kanının akmasına razı değilim!" demektir.)
️
Kendisini tahttan indirmek üzere İstanbul üzerine yürüyen "Hareket ordusu"nu durdurmak için izin isteyen Hassa ordusu komutanlarına izin vermeyerek, kardeş kavgası görmektense tahtını feda etmeyi yeğleyen bir fedakardır.
Türkçe'yi çok iyi kullanır, Fransızca bilir, Arapça ve Farsça konuşurdu. Kısacası, ona "cahil" diyen düşmanlarından daha kültürlüydü. Hepsinden önemlisi çok zeki ve öngörülüydü.