Hüray Bzbyk

Hüray Bzbyk
Olamamanın ve tam bulamamanın içime yerleştirdiği huzursuzluğu da hiç bir şey dağıtamıyordu.
KOÜ / İlahiyat Fakültesi ~~ HİTÜ / İslam Tarihi ve Sanatları YL
Ankara
473 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Osmanlı'yı karalamaktan zevk duyan başka bazı yazarlar da, matbaanın geç gelmesini, Osmanlı insanının kitaba ve bilime karşı ilgisizliğine bağlamaktadır ki bu büyük bir iftiradır. İlgisizlik kitaba düşmanlıktan değil, olsa olsa doyumdan olabilir. Çünkü Osmanlı Devleti'nde kitap son derece boldur. Mesala 15, 16 ve kısmen de 17. yüzyıllarda, eğitim açısından Avrupa ülkelerinin genel seviyesi, Osmanlı toplumundan çok daha gerilerdeydi. Matbaaya rağmen mevcut kitap sayısı son derece düşüktü. 16. yüzyılda, batı Avrupa'da bir kralın bin kitaba sahip olması nadirattandır. Oysa aynı asırlarda Osmanlı Devleti'nde on binin üzerinde el yazması kitaba sahip pek çok şahıs mevcuttur. Buna inanmayan varsa gitsin, Süleymaniye Kütüphanesi'ndeki "Yazma Eserler Kataloğu'nu karıştırsın.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İstanbul ve İstanbul dışında pek çok aile elle kitap yazan hattatlar sayesinde geçiniyordu. Osmanli Askerî Teşkilatını Avrupa'ya tanıtan Kont Marsigli, yalnız İstanbul'da 90 bin hattat olduğundan söz eder. Bu 90 bin ailenin, el yazısı sayesinde geçindikleri anlamına gelir ki bu kadar büyük bir kitlenin bir çırpıda ekmeğinden mahrum bırakılması, her ülkede sosyal patlamalarda sebep olur. Osmanlı yönetimi işte bu gerçeği göz önünde bulundurmak zorunda kalmıştır. Kaldı ki Japonya gibi, bugün okuma yazma seviseyinin yüzde yüz olduğu bazı gelişmiş ülkeler bile, matbaayı Osmanlı'dan daha geç almıştır.
Sanırım Fatih'in örneği Hz. Ömer'di. Hz. Ömer, Kudüs fethinden sonra üst düzey rahipler eşliğinde gezdiği kıyamet kilisesinde (Hz. İsa'nın çarmıha gerildiği mekandaki kilise) kendisinden sonra gelenler onun hatırına camiye çevirmesinler diye namaz kılmıyor; geçmekte olan namazını kilisede eda etmesi için ısrar eden rahiplere şöyle bir gerekçe bildiriyordu: "Ben burada namaz kılarsam, korkarım benden Asonra gelenler bunu delil gösterip kilisenizi camiye çevirirler, bu yüzden namazımı dışarıda kılacağım." Ve namazını avluda kılıyordu. (Namaz kıldığı mekanda bugün "Hz. Ömer Cami" var)
Endülüs, Müslüman fatihlerin ispanya'ya verdikleri isimdir. İspanya, 711'den itibaren Müslümanların hakimiyetine girmiş, zaman içinde coğrafi sınırları daralmakla birlikte, sekiz Asır boyunca İslam ülkesi olarak kalmış, bu süreçte tüm Avrupa'ya İlmin ışığını saçmıştır. O kadar ki, Avrupa'lı kralların çocukları Endülüs üniversitelerinde eğitim görürdü.
"Türklerin ahlakı çocuklukta, iyilik telkini alarak değil, toplumda kötü örnek görmeyerek gelişir." Bence işin nirengi noktası budur. Günümüzde kötü örnek çok, iyi örnek ise 'yok' denecek kadar az. Çocuklarımız 'kötü örnek' lerle iç içe büyüyor. Sonuçta 'kötü' ve 'kötülük' normalleșiyor, sıradanlașıyor, tabiatıyla da kanıksanıyor. Bu durumda kendimiz (anne ve baba) 'iyi örnek' olmak zorundayız. Yani "adam gibi çocuk" yetiştirmek için, önce anne-babaların "adam gibi adam" olması lazım.