Çünkü ölüm düşüncesi insanoğlunun ruhuna çeki düzen veren tek şeydir!"
"Savaşçı kafası karıştığı zaman ölümünü düşünür."
"Bir keresinde Kuzey Meksika dağlarında beraber gezerken konu yine ölüm kavramına gelir. Don Juan şöyle der: 'Savaşçı olmak isteyen kişi önce ölümünün bilincine ulaşmalıdır. Sıradan insan ölümünü düşünmeye başladığı zaman, kendinden başka hiçbir şey düşünemez hale gelir. yatar, kalkar kendini düşünmeye başlar ve böylece bir nevi felce uğrar. Savaşçı ise, ölümünün bilincine vardıktan sonra, onunla ilgilenmemeyi öğrenir. Böylece sürekli kendini düşüneceği yerde, kendinin diğer hiçbir
yaratıktan farklı olmadığını anlamaya başlar.'
Yaşamın sınırlı oluşu, beni geçmişin zincirinden ve geleceğe serbest bırakır. Eğer, ölümün her an ve her yerden gelebileceğini kabul edersem, bencilligimden gelen şimdi ve burada'ya ilişkin tembelligim kaybolur. Kısa bir süre burada olmamın bilincinde olarak bu yaşamda yapmak istediklerime hemen şimdi ve burada başlamanın ötesinde başka bir yolum olmadığı görürüm. Ama, genellikle ne yaparım: 'gerçekten yaşamayı' gelecekte bir zamana atarım ve tek şansım olan de burada tembelligime devam ederim.
Eğer, ölümün her an ve her yerden gelebileceğini kabul edersem, bencilliğimden gelen şimdi ve burada'ya ilişkin tembelliğim kaybolur."
Martin Heidegger Alman filozof
Savaşçıya, 'niçin Beşiktaşlısın?' diye sorarsan, savaşçı Beşiktaşlı olmanın anlamını bu bütün içinde sana verir. Aynı şekilde, savaş ya niçin mutlusun?' diye sorarsan, savaşçı mutlu olmanın anlamını bu bütün içinde verir. Yani savaşçının mutluluğu evren içinde yerini almış, ilişkiler ağı içinde her şeyle temasını kurmuş, anlamlı bir mutluluktur. Sıradan insanın mutluluğu, bütünden kopuk, bağımlı bir mutluluktur, 'X olmazsa ben mutlu olamam' yaklaşımı vardır. Beşiktaş takımı olmazsa, evrenin bütünü onu ilgilendirmez ve mutlu olamaz." Savaşçı sırf mutlu olmak için mutlu olan biri değil." "Bu söylediklerim, açıklık getiriyor mu?"