Balığın okyanusta yaşadığı gibi biz insanlar da kültür okyanusu içinde yaşarız. Bu kültür okyanusunda birçok inançlar, varsayımlar, felsefi mesajlar bize zaman içinde, biz farkına varmadan verilir, öğretilir.
Bazı insanlar hayatlarını tribünlerde oturarak seyrederler: babam şu mesleği seçmemi istedi, annem şu kızla evlenmemi nasihat etti, komşum şu arabanın bana uyacağını söyledi, şu partiye oy atmamız tavsiye edildi, diyerek hayatlarını seyrederler. Hayatları onlar için kararlaştırılır, onlar da kendilerine düşen rolleri, kendilerine söylendiği gibi oynarlar. İşte buna 'ikinci elden yaşamak' diyorum."
Korku nedeniyle, ya da bir menfaat temin etmek nedeniyle, veya başka bir nedenle, Arif Okurer olmayı bırakır, bir başkası imiş gibi algılar, düşünür ve davranırsam, o zaman çelişki ilkesine karşı geliyorum demektir. Yani, 'aynı zamanda hem A, hem de A değil olamaz' ilkesini ihlal ediyorum. Bir insan aynı zamanda ve aynı boyutta hem kendisi, hem de bir başkası olamaz. Eğer, bu ilkeyi ihlal edersem kişisel bütünlük içinde olmuyorum demektir ve zaman içinde özdeşimi kaybederim."
"Aynı örneğe devam edersek, 'Arif Bey konuşmalarımı dinlemiyor, algılamasının benim yarattığım bir algılama, bir yorum, bir anlam olduğunu da bilmeliyim. Kendi algılamamdan yüzde yüz sorumluluk almalıyım."