Bu tür anlamsızlığı yaşayan ve gözlemleyen düşünürler yeni bir düşünce tarzı geliştirdiler: Varoluşçu yaklaşım. Varoluşçu felsefe yaşamın anlamsızlığına bir tepki olarak doğmuştur, temelinde de fenomenolojik yaklaşım yatar."
"Fenomenolojik yaklaşım ne demek?"
"Alman filozofu Edmund Husserl, bizim dışımızdaki dünya ile bu dünyayı yaşayan, duyumlayan insan arasındaki ilişkiye baktı. Şu anda aynı fiziksel çevre içindeyiz; ama sizin ve benim duyumladığımız dünya, yani algılama ve yaşantı dünyamız aynı değil. Bu algılanan ve yaşanan dünyaya fenomen diyoruz. Yani aynı fiziksel çevre içinde birbirinden farklı fenomenleri olan iki insanız."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Evet bunu anlayabiliyorum ama, bütün bu konuştuklarınızın Ben kimim?" sorusuyla ilgisi ne?" "Bakın size bir öykü anlatayım. Belki o zaman, konuştuğumuz şeylerle sorunun ilişkisini daha iyi anlarsınız: "Baraj yapımında çalışan bir grup işçi ırmağın sığ kısmından karşıya geçmişler. Karşıya geçince ustabaşı, Galiba arkadaşlardan biri eksildi' diyerek grubu saymış. Ve gerçekten de bir kişi eksik çıkmış çünkü ustabaşı kendini saymayı ihmal etmiş Ustabaşı yardımcısına, 'Bir de sen say,' demiş; ama yardımcısı da kendini saymayı unuttuğu için, o da bir kişinin eksik olduğun söylemiş. Bundan sonra her işçi sırayla gruptaki kişileri saymışlar, fakat her biri aynı hatayı yaptığı için bir kişi sürekli eksik çıkmış Nihayet o civardan geçen bir köylü bunların durumunu görmüş, sorunlarını öğrenmiş ve bir de o saymış, 'Eksiğiniz yok,' demiş. Ancak o zaman, grubu sayanın kendisini de sayması gerektiğini anlamışlar.
"Ben kimim?" sorusuna cevap ararken hep bilincin içeriğini saymışızdır; ben öğretmenim, ben anneyim, doktorum, evladım gibi. Çoğu kez o soruyu soran bilinci hesaba katmadık. Halbuki, 'Ben kimim?" sorusunun cevabı orada yatıyor: Ben bütün bu soruları soran, farkında olan, gözlemleyen bilincim."
Bilimsel psikoloji, uzun yıllar, bilincin kendisiyle, bilincin içeriği arasında bir ayırım yapamadı: Bilinç farkında olan, bilincin içeriği ise farkında olunan şeydir. İkisi aynı şey değildir. Algılayan, gözlemleyen bilinçtir. Algılanan, gözlemlenen ise bilincin içeriğini oluşturur.
"Gözünüzü kapattığınızda bedeninizi, duygularınızı, düşüncelerinizi gözlediniz. Gözleyen sizin bilincinizdi, bedeniniz, duygu ve düşüncelerinizle ilgili algılamalarınız ise içerikti.