Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz
@Huseyin28
Bugün insanların sünnetten uzaklaşıyor olması Salavat’ı az çekmelerindendir. İnsanda feyiz kapısını açan Salavat’tır. Allahü zülcelalden gelen tecellilerin hakikatine erişebilmek Salavatlara sarılmakla mümkündür. Bir kişinin çekmiş olduğu Salavat’ı bir melek alır ve kıyamete kadar tekrar ederek devam ettirir. Eğer bu Salavat gönülden istekle ve muhabbetle söylenmişse bir insanın defterine ve Kıyamet’e kadar söylenmişş olan salavatın sevabı yazılacaktır. Bir insanın Salavatsız bir ömür geçirip de Mümin kalabilmesi zor bir iştir. Ona çekilen her Salavattan kendisi bizzat haberdar olur. Bazılarında ise kendisi selama karşılık selam verir. Bazıları bunu duyarlar, bazıları bunu duymazlar. Peygamber Efendimiz Sallahu Aleyhi Vessellem vefa sahibi olarak kendisine çokça Salavatı Şerife çekenleri Kıyamette Şefaat eder, kabirde yardım eder ve ömrü hayatında da kişinin duacısı olur. Her salavatı şerife peygamber efendimizle beraber bütüh ehli beyte gönderilmektedir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
DNA TESTİ AMERİKALILARI ŞOK ETTİ 1940’ların sonuna doğru Amerika’da bir olay cereyan ediyor. Zengin bir adamın ölümünden birkaç yıl sonra bir kadın yanında bir çocukla mahkemeye başvuruyor. Çocuğun ölen adamdan olduğunu iddia ediyor. Ölüden DNA testi yapılamayan bir dönem dünya için. Amerika hukuk sistemlerinde bu olayın bir karşılığını bulamayınca başka sistemlere müracaat ediyorlar. Roma hukukuna bakıyorlar yok. Yunan, Hint, Uzakdoğu’da yok. Bir heyet Türkiye’ye geliyor. Dönemin İstanbul Müftüsü Erzurum'lu Ömer Nasûhi Bilmen hoca efendiye yönlendiriliyorlar. İlk başta anlam veremiyor gelen ekip. Gönülsüz de olsa görüşüyorlar. Bilmen onlara ölen adamın kemiklerinin durup durmadığını sorduğunda şaşkınlıkları iyice büyüyor. Durduğunu söylüyorlar. Ömer Nasuhi onlara kuyruk sokumu kemiğinden bir yer tarif ediyor. Tarif ettiği yere çocuğun bir damla kanını damlatmalarını, eğer o kemik kanı emerse çocuğun o adamdan olduğunu aksi olursa kadının yalancı olduğunu ve buna göre hüküm verebileceklerini anlatıyor. Gelen ekip görüşmeden memnun olmaksızın şaşkınlıklarını da yanlarına alıp ülkelerine dönüyorlar. Bir müftünün böyle bir tıp bilgisine nasıl hâkim olabileceğine ihtimal veremiyorlar. Ekipteki bir doktorun ise kafasını kurcalıyor bu mesele. Müftünün yanlışlığını ispat etmek için mezar açtırılıp adamın bedeni çıkarılıyor. Tarif edilen kemiğin üzerine önce kendi kanını damlatıyor. Kan akıp gidiyor kemiğin üzerinden. Sonra çocuğun kanını döktüğünde gözleri fal taşı gibi açılıyor. Kemiğin kanı emdiğini gördüğünde hayretini gizlemiyor. Görüşmede Ömer Nasuhi’nin yanında olanlar da ilk duymuş olacaklar ki heyet gittikten sonra bu meseleyi nereden bildiğini soruyorlar. Adı geçen kemiğin sadece kendi neslini kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor. Oradaki küçük bir parçanın
Din
Fütuhatı Seyyid Muhammed Ruhi Tefsirul Ruhiye Vakıa Suresi 80. Ayeti Kerime Tefsiri "Kuranı Azimuşşan'ı ezber için verilen mücadele, Cenabı Hakk’a duyulan sadakatin bir göstergesidir. Derler ya 'Ya ben bir türlü ezberleyemiyorum, olmuyor. Namaz surelerini çocukken okuduk, ezberledik de şimdi Vakıa Suresi diyorsun, Yasini Şerif, Mülk Suresi falan zor işler.' Bakın, size şöyle söyleyeyim; Kuranı Azimuşşan’ı ezberleyemeseniz bile ezberlemek için günde beş dakikanızı verseniz; otuz kırk gün sonra Kuran kendisini size vermeye başlar. Bunda biraz sebat etmek lazım. Mutlak suretle o kapı açılır. O kapı açılana kadar çektiğiniz çilenin karşılığını bilseniz, ezberleyemeseniz bile ömrünüzü ezbere harcarsınız."
Din
"Ümmilik, bize okuma yazma bilmeyen, hiçbir şey bilmeyen olarak öğretildi. 'Üm' kelimesi bildiğimiz üzere Arapça'da anne demek. Aslında annesinden doğduğu gibi, eğitim almamış anlamına geliyor. Ancak bir manası da herhangi bir beşerden okumamış. Kalu Bela'daki haliyle gelmiş Resulu Kibriya Aleyhisselatu Vesselam hafızasından bir kayıt silinmeden yeryüzünde başladığı için Hazreti Adem'e bile nasip olmayan Cenabı Hak tarafından ikram edildiği için O'na ümmi denmiş. Okumaya ve yazmaya ihtiyacı olmadan Cenabı Hakk'ın O'na verdiği ile hareket edebilene ümmi deniyor. Ama tabii sonradan ıstılahi manada okuma yazma bilmeyen adamlar içinde söylenmiş."
Din
"Sporcu yetiştirmek istersin. Adama antrenman yaptırman lazım. Talebe yetiştirmek istersin. Ona ders çalıştırman lazım. Yani bir adamı hangi meslekte yetiştirmek istiyorsan o mesleğin gereklerine göre zorlaman lazım. Konu dine gelince dinde zorlama yoktur. E be ahmak adam! Bu dinsizler için bir Ayeti Kerime'dir. Sana zorlamanın ağa babası var. Ne demek zorlanmayacaksın ya. Beyefendi sen Müslüman oldun. Sen zorlanmayı isteyen adamsın artık. Sen 'Antrenmana sokun beni, benden Rabbimin razı olduğu bir adam çıksın.' demiş olan adamsın farkında değilsen öğren, tekrar şehadet getir. Bunun farkında olmamak da acı bir şey. Peki bunun farkındalığını sağlayan tek şey ne dünyada? Bunun yaşam biçimi. Bugün Öztürkçe karşılığı ne? Tasavvuf. Oraya gelince neden tukaka edersiniz? Çünkü insanlığı zora sokan tek anlayış bu. Gerisin geri bütün anlayış şu; yav okuyun çocuklar, okuyup anlayın, anlayıp yaşayın. E Peygamber Aleyhisselatu Vesselam da yapaydı ağabey, bu çok güzel bir iş vallaha. Savaşsız, kılıçsız. Çık Sahabeye de ki; 'Namazınızı kılın, akşamleyin size vahiy olarak gelenleri tekrar edin, Allah kabul etsin.' niye uğraşıyorsun ya. Hicret, zulüm, mücadele ne gereği vardı ki. Çoluğunu, çocuğunu, amcanı şehit olarak vermek. E bütün bunları niye veriyorsun? Dünyayı ahseni takvim üzere Zikri Ebed'e dahil etmek için. O sevgi çünkü hepsini kurtarmayı arzu ettiriyor. Müslüman adam Cenabı Hakk'ı o kadar çok seviyor ki sevgisini paylaşmak istiyor. Bunun tam karşısında nefsi emmaredeyse duygu şu; kazanmalıyız. Bir komünist bir çocuğu komünist yaptığı zaman duygusu şudur; kazandık bu çocuğu, kazanılmış değer. Müslüman için böyle değil. Çünkü 'Vema tevfiki illa billah.' başarı Allah'a aittir. Kazanan O'dur, söylettiren O'dur. Ben sevgimi paylaştım. Hazreti Mevlana'nın yazdığı beyitler
Din