Hüseyin Yılmaz

Hüseyin Yılmaz
@Huseyin28
29 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Esma-ül-Hüsna
Fituhatı Seyyid Muhammed Ruhi esma-ül Hüsna 2 cilt Sayfa.298.299 Ya Alim Esma serif Nefsi evvameden nefsi mülhimeye geçerken hem nefis hem de şeytan kendisine “Ey kul! Şimdi yeni şeyler öğreniyorsun. Ya öğrendiğin şeyler doğru değilse? gunları söyleyen Allahu Zülcelal değil. Bak, bunları söyleyen Peygamber Aleyhisselatü Vesselam da değil. Belki Şeyh'in söylemiş olduğu şeyler yanlıştır, bir kez de bunu kaynaklarından, hakikatin nereden geldiğini araştırsan.” diyerek insanı tekrar eski haline döndürme peşindedir. Halbuki Peygamber Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam zamanındaki Ashabı Kiram'a da bakarsak bedevi dediğimiz çöllerde yaşayan insan tipinden tutun da dönemin içerisinde söz sahibi olan insanlara kadar hemen hepsinin aynı eğitim metedolojisi içerisinden ruh hallerine göre farklı yöntemlerle geçtiklerini görürsünüz. İnsan nefsi levvamenin içerisindeyken bu kıyası yapabilecek imkana sahip değildir. Buna rağmen bu kıyası yapması nefsin levvamede çakılıp kalmasına sebebiyet verir. Nefsi levvameden mülhimeye geçişin yolu kıyastan vazgeçebilmekle mümkündür. Nefis için bu hal zorlanacak ve sıkıntıya düşülecek bir haldir. Çoğu zaman insanlar kendilerine hakikat telkini yapan alimlere, mürşidlere, Evliyaullah'a karşı “Nerden biliyorsun? Nerden çıkardın? Bu işin doğrusunun bu olduğunu nasıl iddia edersin veya nasıl ispat edersin?” gibi ifadelerle karşı çıkarlar, Hal lisanı karşısında bilginin üstün getirilebilme çabası levvamede yaşanan bir durumdur. Bilginin yazılı kaynaktan hal kaynağına ve hal sonucun, dönüşmesiyle mülhime meydana gelir. O zaman insan bildiği her şeyden vazgeçmiş, öğrendiği her şeyi yaşayan bir Sıfatı İlahi'ye kavuşmuş olur. Nefsi mülhimedeyken insan artık kendisine söylenmiş her şeyi kabul eder bir halde ve sadakat terazisi
Sayfa 289 - Ruhi Yayınevi·Kitabı okudu
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Esma-ül-Hüsna
Fütuhat esenyid Muhammed Ruhi Esmaül Hüsna 2 cilt 296 ve 297 sayfalar Ya Alim İsmi Şerifi İlmin hakikat gayesi üçtür Cenabı Hakk'ın Ya Alim İsmi Şerif 'iyle hasıl olan ilimlerinden gaye üç çeşittir Bunlardan biri insanların yaşaması ve yaşam boyu ihtiyaç olunan şeyleri meydana getirebilmek içindir. Cenabı Hakk'ın fıtratın özünde Ya Alim İsmi Şerif'inin tecellisiyle kendilerine vermiş olduğu bir hakikattir. İlim hakikati olmasaydı Hazreti Adem Efendimiz Aleyhisselam'dan bugüne kadar insanların herhangi bir şeyi icat etmesi, bu icatla ömürlerini kendi ihtiyaçları doğrultusunda yaşamaları mümkün olmazdı Öğrenilmiş bütün ilimler Cenabı Hakk'ın yaratmış olduklarıdır. Ancak bu ilimlerdeki hatalar, insanların nefislerinin sonucunda bu hale gelmiştir. Cenabı Hakk'ın ayetindeki “Yaptıklarınızdan sorumlu olan nefislerinizdir.” ifadesinden yola çıkarak Cenabı Hakk'ın bize işaret etmiş olduğu şey; insanın sadece günahlarıyla değil düşünce tarzıyla, düşüncesinde Hakikati İlahiyeyi bulamadığı için bazı gerçekleri ve ilmi hakikatleri bulamamasıdır. Beyan ettiğimiz yanlış bilinen doğrular, doğru bilinen yanlışlar bu ilmi özünden dolayı ortaya çıkmış bir hata ya da eksiklik değildir. Bu eksiklikler insanın nefsani arzu ve istekleriyle şeytana uymasıyla meydana gelmiştir. Allahu Zülcelal'in takdir etmiş olduğu hayatı, takdir dairesinde yaşamış olsaydık, Cenabı Hakk'ın bize verdiği, fıtratımızda var olan ilmin hakikatine kavuşarak ilmi noktalarda hata yapmazdık. Cenabı Hakk'ın takdir ettiği ilmin ikinci gayesi ise insanla Cenabı Hak arasındaki meselelerin öğrenilip bilinmesi içindir. Kuran'ı Kerim'de Cenabı Hak bildikleriyle amel edenlere bilmediklerini öğreteceğini işaret ve beyan etmiştir. Bu beyan, bizlere öğretmiştir ki Allahu Zülcelal'e vuslat etmek isteyen her kişiye
Sayfa 296 - Ruhi Yayınevi·Kitabı okudu
Din
Esma-ül-Hüsna
Fütuhatü Seyyid Muhammed Ruhi Esmaül Hüsna 2 cüz 294 ve 295 sayfalar Ya Alim İsmi Şerifi Keşiflerin meydana getirilmesi Cenabı Hak ilmin külli sahibi ve yaratıcısı olduğu için, bir ilim sahibinin ya da bir ilmin inkişafında çalışan bir kişinin “Ben ilim sahibi değilim. İlmin sahibi Allahu Zülcelal'dir.” demesi Cenabı Hakk'ın tecellisinin anlaşılmaya başlandığı andır. Müslim ya da gayrimüslim olsun her akıllı kişide keşifleri bu ismin tecellisi meydana getirmektedir. Müslümanların ya da tarikat yollarında çalışan alimlerin Cenabı Hakk'a sığınmaları bir niyazdır. Müslümanın niyazı Ya Alim İsmi Şerif'inin sıfatlarını tecelli ettirir. İsmi Şerif'in nuru gönüllere akseder. Gönüllere akseden bu ışık, sinir yoluyla beyne iletilir ve beyin sonuca ulaşır. Beyin ışıklara ve nura açık olan bir kapı değildir. Beyin; nuru ve ışığı işleyen bir makinedir. Nurun aksettiği ilk yer kalptir. Gözün kendisi matematiksel ve mantıksal olarak gören bir uzuv değildir, gören beyindir. Gözün foton seçiciliğini ortadan kaldırdığınız zaman beyin göremez olur. Yoksa göz yine görür. İnsanın gören organı kalp, gördüğünü değerlendiren organı beyin, gördüğünü zanneden zahir pencere organı ise gözdür. Cenabı Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'in “Ey kalpleri döndüren Allah'ım! Kalbimi dinin üzerinde sabit eyle.” duası Cenabı Hakk'ın ilmin bütününü kalbine açtığına, Allahu Zülcelal'den gelen feyzin kalpte ışık olduğuna delildir. Kalbin üzerinde bugüne kadar bulunmuş iki sinir sistemi vardır. Halbuki bu sinir sisteminin kalp-beyin uzantıları incelense görülecektir ki sistemi kalpten gelen foton hareketlerine göre beyin belli bölgelerini harekete geçirir ve bir sonuca ulaşır. Kuran'ı Kerim'de Cenabı Hakk'ın “Bilmediklerinizi Zikir Ehli'ne sorunuz.” emrinin sebebi budur. Zikir Ehli her
Sayfa 294 - Ruhi Yayınevi·Kitabı okudu
Din
Esma-ül-Hüsna
Fütuhatı Seyyid Muhammed Ruhi Esmaül Hüsna 2 cilt 288 289 290 291 292 ve 293 sayfalar Ya Alim İsmi Şerifi Kafa Tutmak Ya Alim İsmi Şerif'inin tecellisi altındaki kişinin nefsi emmaredeki hali münafık ve küfür ehlinin içinde bulunmuş olduğu halle örtüşmektedir. Nefsi emmarede elde edilmiş bilgi Hakikati İlahi'ye karşı kafa tutmanın bir şekline sebep olmuş olup şirke bakan yönündedir. Nefsi emmarenin şirke bakan tarafındaki bu hakikat şeytani bir vasıftır. Şeytan da Hazreti Adem Aleyhisselam'ın yaratılışından sonra Cenabı Hakk'a karşı gelirken söylediği sözle aynı kapıya çıkar. Şeytan da Allahu Zülcelal Hazreti Adem Aleyhisselam'ı yarattığı zaman kendisinin üstünlüğünü bilgisiyle değerlendirmişti. Bir değerlendirme merkezi oluşurken nefsin merkez kabul edilişinden sonra isyan ortaya çıkar. İki şeyi kıyas edebilmek için ortada bir merkez noktası olabilmesi gerekir. Şeytan bu merkeze bilgiyi koymuştur. Allahu Zülcelal'in karşısında bilmenin, bu bilgiyi anlatabilir olmanın Allahu Zülcelal katındaki en yüce hale kavuşmuş olmanın bir neticesi olduğunu zannetmiştir. Kibriyle bu zanna gitmiştir; bu zan onda kibirle oluşmuştur. Bilginin kibirle buluştuğu yerde şeytan olur, şeytani özellikler oluşur ve nefsi emmarenin kötülükleri böylece şekillenmiş olur. Nefsi emmaredeyken bilginin yok oluşu bir insan için en güzel hallerden biridir ki, Evliyaullah'ın kapısına gelmiş olan pek çok dervişin şeyhi ile buluştuktan sonra bilmiş olduğu pek çok bilgiyi unutmaya başlaması nefsi emmaredeyken Ya Alim İsmi Şerif'inin tecellisinin kendisi üzerinden çekilmesi sebebiyle olmuştur. Nefsi emmaredeyken insanın bilmekten çok yaşamaya ihtiyacı vardır, pratiğe ihtiyacı vardır. Nefsi emmareden kurtulması için can bulmaya başladığı cemaatin içerisinde ruhani feyizler ve bereketlerle
Sayfa 288 - Ruhi Yayınevi·Kitabı okudu
Din
Esma-ül-Hüsna
Fütuhat-ı Seyyid Muhammed Ruhi Esmaül Hüsna 2 cilt 279 280 281 ve 282 sayfalar Ya Alim İsmi Şerifi Bilginin tecellisi Ya Alim İsmi Şerifinin tecellisi altındaki bedenin hali; başın daha büyük olduğu, omuzların daha dik durduğu, göğüs kafesinin daha geniş olduğu, oyluk kemiklerinin daha açık olduğu bir şekildedir. Bu insanların bilebilmesi, bildiklerini taşıyabilir, anlatabilir ve kavrayabilir olması için bir yandan zihin yapılarının geniş ve büyük olması bir yandan da bunu sağlayacak olan oksijen depolarının geniş ve kalp kapakçıklarının daha hızlı ve verimli çalışabilir olması gerekir. Bu insan tiplerinin dolaşımları çok hızlıdır. Yediklerini çabuk eriten hızlı bir metabolizmaya sahiptirler. Bir bilginin tecellisini insanın üzerinde taşıması, kendinden hariç daha fazla efor sarf etmesine sebebiyet verir. Bu insanların nakıs kaldıkları taraflar kas yapılarıdır. İri olmalarına rağmen kas yapıları daha zayıftır. Vücut ağırlıklı olarak beyin ve beyninin ihtiyaç duyduğu oksijeni taşıma üzerine tecelliyatın gerçekleşmesine vasıl olduğundan dolayı kas yapılarının gelişimleri daha geride kalır. Kemik yapıları orta haldedir. Bu insanların iri dişleri, birbirinden daha ayrık gözleri ve orta büyüklükte kulakları vardır. Bu insanlar üst paragraflarda bahsettiğimiz gibi zihin yapıları ve zihin algoritmaları bakımından hızlı ve gelişmiş olan fakat bu tecellinin dile Ükülebilme haline çok da sahip olmayan insan tipleridir. Ya Alim İsmi Şerif'inin tecelli etmiş olduğu insanların konuşma kabiliyetleri zaman içerisinde gelişebilir. Ancak genel karakteristik özellikleri itibariyle çok çekingen bir yapıya sahiptirler. Bu insanların ruh halleri üzerlerindeki tecellinin etkisiyle ruhları çekilme hali üzerinedir. Bir şeyi biliyor olmak, bildiğinden dolayı çekinmeyi
Sayfa 279 - Ruhi Yayınevi·Kitabı okudu
Din