Giriş Yap

Seyyid Muhammed Ruhi

Yazar
9.6
427 Kişi
Tam adı
es Seyyid eş Şeyh Sultan Muhammed Ruhi El Kadiriyyul Huseyni
Yaşamı
Seyyid Muhammed Ruhi Kimdir? Hem anne hem baba tarafından Hz. Muhammed Mustafa Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz’in soyundan gelen Seyyid Muhammed Ruhi, dini eğitimlerini küçük yaşta tamamlamışlardır. Baba tarafından Hz. Hüseyin Efendimiz'in, anne tarafından Hz. Pir Abdulkadir El Geylani Hazretleri’nin soyundan seyyid ve şerif olan Seyyid Muhammed Ruhi çocuk yaşlardan itibaren Hz. Pir’e duyduğu derin muhabbet ile manevi yolculuğunu erken yaşlarında tamamlamıştır. Genç yaşında Cenabı Hakk’ın irşad eri olarak görevlerine başlamışlardır. Yaşadığı bölgenin ötesinde ve yaşadığı çağın ilerisindeki beyanatları ile Avrupa, Amerika, Ortadoğu, Afrika ve Asya bölgesinde ulemanın ve şeyhlerin sevgisini kazanarak bahsi geçen coğrafyalarda ülkemizin ve bölgenin kardeşliğine ve birliğine büyük katkılar sağlamışlardır. Kısa bir zaman içerisinde dünyanın dört bir tarafından kendisine verilen 1600’den fazla tasavvuf ve ilim icazeti ile Ümmet’in maddi ve manevi dertlerine derman olmuşlardır. Altı kuşaktır dedelerinden gelen Nebevi Tıbbını, kendisine takdir edilen fütuhatlar ile geliştirmiş olan Seyyid Muhammed Ruhi, Nebevi Tıbbı ekolünde de uzun yıllardır uluslararası çapta kıymet görmektedir. İlmi konularda kendisine verilmiş olan fütuhatları Ümmeti Muhammed’e sunan Seyyid Muhammed Ruhi için asıl olan aşk ve kardeşliktir. Aşk yolculuğunda pek çok talebesi ile beraber hizmeti kendisine yol olarak gören Seyyid Muhammed Ruhi, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını her şeyden önde görmektedir. Kardeşlik ikliminin ülkemizde ve bütün İslam Alemi’nde devamı için büyük gayretler ile Medine’de her Ramazan ayında kurduğu binlerce kişilik iftar sofraları Türkiye ile bütün İslam Alemi’nin kanaat önderlerini ve milletlerini bir araya getirmektedir. Şeriat, Sünnet ve Ehli Beyt sevgisi üzerine kurulu olan yolda talebelerini yetiştiren Seyyid Muhammed Ruhi İstanbul’da yaşamaktadır.

İncelemeler

Tümünü Gör
253 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
Selamünaleyküm.. "İnsanın aslı ve başlangıcı bir sözle başlayıp bir sözle bitiyor. Bitişindeki son sözü ya Kelimei Tevhid oluyor ya da Allahu Zülcelal'in rızasının dışındaki bir şey." Senelerdir ağzımızdaki organ olan dille konuşmuş faydadan çok zararını görmüşsek "ruhumuzun diliyle" konuşma vakti gelmiştir o vakit. Dil deyince ilk akla gelen vücudumuzda bulunan ve konuşmaya yarayan organ. Susma eylemimi bu inceleme ile bozup tekrar "hal" diline dönmeliyim. Çünkü insan susunca kendini dinler, kendini dinleyen, kendini tanır, kendini tanıyan Rabbini tanır. Kainatta yaratılan her şey illeti ile yaratılmıştır. İnsanlara aslında ikram olarak verilen dilin nasıl nefisle kirlendiğini sıkça görüyoruz bu fütuhatta. Evet en tehlikeli şey kurşun ve kesici maddeler değil arkadaşlar. En tehlikeli şey nefse tabii olmuş bir dil. Oysa bu dil bize sıkça Rabbimizi anmak için bahşedildi. İnsan kabı neyle dolarsa dilinden o dökülür. Gün boyunca sıkça bahsettiğiniz şeye bakarak gönül kabınızı neyle doldurduğunuzu anlayabilirsiniz. "Dil sustuğu zaman, gönül feyze açılır." Senelerdir imanın namaz kılmak, oruç tutmak olduğunu zannedip zahire aldandık. Oysaki İslam ahlak demektir. Ahlak hal diliyle olur. Bir Müslüman yalan söylemez, gıybet etmez, boş konuşmaz. Dinimizin batın yönlerini ele alıp tefekkür etme vaktidir." Elhamdülillah" Müslümanız ama ne kadar? Hakikat susmak ile başlar. Bilmeyen susar, bilen bildiğini kısa ve öz anlatır. Bu fütuhatta yalanın, gıybetin, boş konuşmanın ve dahi dildeki illetlerin gerek madden gerek manen insana ne kadar çok zararlar verdiğini, ahiret hayatı için azık hazırlamak dururken geçici dünya hayatını boş konuşmalar ve cedelle ne kadar çok doldurduğumuzu defalarca tekrar ederek kendimizi sorgulamamıza sebep oluyor. İnsan bildiği halde hataya düşen bir varlıktır. O yüzden bilmek yetmez unutmamak için tekrar etmek gerekir. Söylenecek çok şey var fakat söyleyecek vakit azdır. Kurtuluş susmadadır. "Dilden sefa bulmak istersen, nefsine cefa eyle." Bizim özümüz muhabbettir. Muhabbet kendini zikretmek için dili yaratan Allahu Zülcelal'edir. Öyleyse insan muhabbet ehlidir. Son olarak faydasını çok göreceğiniz ders niteliğinde bir sohbet bırakıyorum. Selametle... youtu.be/X8BZm0ap4_E
Dil
9.7/10 · 97 okunma
·
5 yorumun tümünü gör
Reklam
252 syf.
Niyet ettim inceleme yazmaya :)
Hedeflerini sil Dur Niyet et Hayat niyetler üzerinedir. "Niyet" Sahi niyet diyince aklınıza ne geliyor ? Benim aklıma 'niyet' kelimesi diyince ilk olarak "niyet ettim Allah rızası için" "Bizim niyetimiz şu " "bu işi yapmaya niyetlendim" gibi cümleler geliyordu çünkü benim gözümde niyet her zaman bir kelime olarak vardı onu hiçbir zaman bir fiil olarak düşünmemiştim bir örnek vermek gerekirse, ben abdestin niyetini abdest sırasında söylediğimiz sözler sanırken asıl niyetin abdest almak için ayağa kalkmak, harekete geçmek ve bunu ilk önce kalbimizden geçirmek olduğunu öğrendim . Bu konu namaz kılarken de geçerli fıkıh uleması bu konuda şöyle diyor "kişi namaz kılacağı zaman kalbiyle namazı kastetmeksizin sadece diliyle niyette bulunursa namaz kılmış olmaz " yani namazı kılarken en başta ettiğiniz niyet rabbin rızasını kazanmak için mi? Yoksa istediğiniz birşeyin gerçekleşmesi ya da sadece kıldım demek için mi olduğu namazınızın kabul olup olmadığını belirler. Evliyaullah'ın bir kısmının kıldığı iki rekat namaza söz söyleyenler olmuş."müridine iki yüz dedi kendisi iki rekat kıldı yattı."demişler Sen o iki rekatin arkasında yapılan niyeti yapabilseydin,senin de iki yüz rekattan geriye kalan yüz doksan sekiz rekatlik vakitte Allahu Zülcelal ile muhabbet etme imkanım olurdu. Evliyaullah'ın kıldığı iki rekat namazdan sonra Hz.Allah ile muhabbet vardı.o zevk zikirden bambaşkadır.o zevki âlâdır.zevkin de dereceleri vardır .Allahu Zülcelal herkese tatmayı nasip etsin (amin). Kitabın değindiği bir diğer konuysa şuydu günümüz insanları özelliklede biz  gençler hayatta her istediğimiz olsun istiyoruz ve bu uğurda bir çok şeyi gözden çıkarıyoruz bu da bizde şükürsüzlük sorununu ortaya çıkarıyor bu konuda kişisel gelişimcilerin de büyük rolü var çünkü "Nefsani olan halimizden sıyrılabilmek için kapısını çaldığımız her kişisel gelişimci size şunu söyler "Her şey sana bağlı." Hayır, hiçbir şey size bağlı değil. Size bağlı olmadığı gerçeğini öğrenene kadar ömrümüz tükenebilir ve bu ömrü tüketirken hayal peşinde olduğunuzun da farkında olmayabilirsiniz. Kişisel gelişim kitapları insanlara "Bir hayali yaşa."der. Bizler hayal yaşamaya değil, gerçeklerle yüzleşmeye ve bir hayalden uyanmaya gelmişken bizi yeniden bir hayale mi döndürmek istiyorlar. Sadece bu mesele değil gençlere hedefler sunuyorlar ve bu hedefleri gerçekleştirmek için yapmaları gerekenleri söylüyorlar halbuki hedef ve niyet birbirinden çok uzak anlamlar taşır bizlerin hedeflere değil niyetlere ihtiyacı var.Hedefler her zaman bir yarış olarak anılır.Hayatın bir yarış olduğu söylenir ama yarış olarak adlandırılan hayatta başka yarışmacılar yoktur,yanlız yapılır.Öyleyse bu yarışmak değildir.İnsan kendisiyle yarışamaz.halbuki doğru olan şükredenlerden olup niyetini Rabbi'nin emrine bırakmaktır. عَنْ عُمَرَ بْنِ الخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّةِ، وَلِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى، فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ فَهِجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ، وَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ لدُنْيَا يُصِيبُهَا، أَوِ امْرَأَةٍ يَتَزَوَّجُهَا، فَهِجْرَتُهُ إِلَى مَا هَاجَرَ إِلَيْهِ [حديثٌ صحيحٌ] “Ameller ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise, eline geçecek olan şey ancak odur. Artık her kim nail olacağı bir dünyâ (malı) veya nikâh edeceği bir kadından dolayı hicret etmiş ise, onun hicreti (Allah’ın ve Rasûlü’nün rızâsına değil), hicret etmiş olduğu şeyedir”. Rabbim bizleri niyeti doğru, iyi ve hayırlı olanlardan etsin . Son olarak kitabı genel olarak değerlendirmek istiyorum, bu kitabı bana
bielif
(Elif abla)hediye etti buradan ona tekrardan çok teşekkür ediyorum:)) kitabın yazarını çok merak ediyordum takip ettiğim kişiler yazarın kitaplarından alıntılar paylaşınca ben de bir kitabını okumak istedim kısmet bu kitabaymiş. kitabi ilk gördüğümde ağır bir dili olabileceğini düşünmüştüm tam aksine çok yalın bir dille yazılmış okurken akıcılığı ile çabucak bitirmemi sağladı,kitap hakkında anlatmak istediğim daha birçok şey var ama daha fazla spoiler vermek istemiyorum,okuyup kendiniz değerlendirirsiniz :)
Niyet
9.1/10 · 30 okunma
·
5 yorumun tümünü gör
382 syf.
Bismillahirrahmanirrahim Selamün aleyküm kıymetliler "Vardım kırklar yaylasına Gel beru ey can dediler Yüz sürdüm ayaklarına Gir işte meydan dediler Gördüğünü gözün ile Söyleme sen sözün ile Ondan sonra bizim ile Ol mihman sen de dediler" Öncelikle bu satırları buraya koymak istedim çünkü kitabı okurken bunu dinleyerek okudum son sayfalarını. Çok hoşuma gitti. Allah bizi de o kırklara katsın, ismimiz adımız kalmasın.. Bana bu kitabı hediye etmesini o güzel kardeşimin (kendini biliyor ) kalbine ilhâm eden Allah'a şükürler olsun. O güzel kardeşime de kocaman bir teşekkür ediyorum beni Seyyid Muhammed ile tanıştırdığı için. Kitabı okurken ne tevafuklara denk geldim.. Nasıl oldu, nasıl denk geldiler, akıl noksan kaldı. Anlayamamışım. Seyyid Muhammed Ruhi, bilindiği üzere Bursa'da konaklayan Kadirî tarikatının bir şeyhidir. Gönlü güzel, kalbi merhametle dolu bir şeyhtir kendisi. Kendisini gerçekte hiç görmedim, tanımadım ama insan iyice baksa görecek ki, Seyyid'imin yüzünde güzel bir hilm ile karışık kalbî hüzün gizli. Kitabında Seyyid Muhammed birçok konulardan bahsediyor, ne kadar konusu Takva üzerine olsa da, insanın birçok halini, birçok merhaleleri çok güzel anlatmış, izah eylemiş.. Öyle bir satırları var ki gönlünden akmış, ihlasla buluşmuş o kelimeler, okuyanın kalbiyle. Bugünkü anlayışın tarîkatlara, tereddütle yaklaşmasına, yahut kötü bir gözle bakmasına da bir isbat göstermiş ki, o da sahte tasavvuf ehlidir. Dinden görünüp, kendi nefs ve hevasının istediğini din kılığına bürümüşlerin takıyyeleridir. Yani aldatmalarıdır. Dolayısıyla, "Bizi aldatan bizden değildir." Hadis-i Şerif'i düsturumuz bellemek zorundayız. Tüm bunlarla beraber kitap, arkadaşım gibi oldu artık. Epeydir çantamda ve yanımda taşıyorum kendisini.. Bazen olur ki, insan okuduğu kitabı sadece 'okumaz', ayrıca onunla gönül bağı da kurmuş olur. Bu gönül bağında, bazen Seyyid'imin cümlelerini kalbim tasdik etmediği, aklım anlamadığı olduysa da, o da benim bilmememdendir. Zira bu sayfalar, yüksek bir gönüle hitaben yazılmış.. Bazen anlayamamamız da bundandır. Lakin, çok çok sayfasının altını çizmişim, çok notlar almışım sayfaların kıyılarına. :) Sanki kitapla sohbet ediyormuş gibi oldu biraz da o yüzden. :) Beni en çok ama en çok etkileyen tevafuk satırlardan birini de burada paylaşmak istiyorum İnşallah: "Güncel hayatımızda kendimize baktığımız zaman şu cümleyi sık sık kullandığımızı rahatlıkla görmekteyiz: 'Bundan kurtulmak için ancak bir mucize gerekir.' Bu, insanın birinci olarak dünyayı gözünde ciddi anlamda büyüttüğünün bir göstergesidir. Gözünde büyüttüğü için kendi batınında kötü bir ruh hali meydana gelmektedir. Bunun düzelmesi için aynı Ayeti Kerime'de olduğu gibi 'Ancak gözlerin inanamayacağı bir şey olur da bir mucize olursa bütün bunları toparlayabiliriz' diyecektir. 'Bütün bunları toparlayamazsak ne olur?' diye sual etsen 'Mahvolurum.' diyecektir." Bu alıntı o kadar enteresan bir zamana isabet etmişti ki aklım dahi bu olay karşısında şaşakaldı. Amfi sınıfında, dersten çıktığım esnada çantamı orada bıraktığımı fark etmeyip oradan biraz uzağa gitmiştim. Sonradan, ufak çantamı yanıma almayıp sınıfta unuttuğumu fark ettim. Yorgundum, ama geri dönmek zorundaydım. Neyse, döndüm, bu sefer de amfide ders vardı, girip de dersi bölemezdim. Dersin bitmesi için yaklaşık yarım saat beklemem gerekecekti. Neyse dedim, o sırada Seyyid'imin bu kitabı yanımdaydı, boş beklemektense bari onu okuyayım. Mevzu bahis amfi, yaklaşık iki yüz kişinin aldığı ve geçen yıl sınavında yalnızca dört kişinin geçtiği bir dersin yani öğrencilerin tabiri caizse 'korkulu rüyası' olan bir dersin sınıfı idi. İşte bu satırları tam o sırada, tam çantamı unutup Allah tarafından o amfinin önüne geri döndürülmüşken, tam o yarım saat bekleme esnasında okumuştum.. Keramet Allah'tandır ve vesilelere vermemek lazım. Falat insan şaşakalıyor, bu nasıl iştir? İşte Allah'ın hikmeti.. Bazı tevafuklar, bazı kapılara vesile oluyormuş demek ki, bunu anladım. :) Bu, Allah tarafından açıkça bir uyarıydı. Birçok insanların bugün içinde bulunduğu ruh halinin bende de bulunması dolayısıyla. Rabbim gönüllerimizi mutmain kılsın, bizleri gerçek iman sahipleri edip, hayırlı kapılara vardırsın, hayırlı yollar yürütsün, en sonunda da hayırlısıyla O'na vardırsın İnşallah. Amin. Buraya kadar sabredip okuyan kıymetlilere çok teşekkür ediyorum. Kitabı kesinlikle tavsiye ederim, kesinlikle. Okuyun bu kitabı kardeşlerim. :) Allah'a emanet olun..
Takva
10.0/10 · 21 okunma
·
1 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42