Anlaşılıyor ki, müsikinin gönül üzerinde te'siri vardır. Bundan müteessir olmayan kimse, hasta ve hâlet-i rûhiyesi bozuktur. Bu adamın kabalığı kuşlar, develer ve bütün hayvanlardan da fazladır. Çünkü bunların hepsi vezinli na'melerden müteessir olurlar. Nitekim kuşlar bile, güzel sesini dinlemek için Dâvud Aleyhisselâm'ın başı üstünde saf bağlarlardı. Binaenaleyh müsikinin rühlar üzerindeki te'siri mutlak sürette onun mübâh veyà harâm olmasına sebeb teşkil etmez.
Dilin Müslüman gibi konuşuyor, kalbin onu doğrulamıyor. Sözünü Allah'a ve peygambere inanmış gibi, özün tam tersine. İşlerin hiçbirine uymuyor. Ne olacak halin? halk arasına çıkınca, senden iyisi olmuyor; yalnız kalınca neden şeklin değişiyor? biliyor musun, yıllarca namaz kılsan, oruç tutsan sana hayır getirmez, ömrün boyunca hayırlı işlerde bulursan hayır göremezsin. Ancak Allah'ın rızasını gözeteceksin, bunu iyi bilmen gerek. Aksi hâlde yaptıkların boşuna.
"Düşünmek, ilmî araştırmalar sonunda sabit olmuştur ki, en çok enerji (kalori) sarf edilmesi icap eden fizikî bir olaydır. Bu enerjiyi bulamadığı için veya sarf etmek külfetine doğuştan istekli olmayan insan yavrusu ise, böyle bir işe karşı daima tembellik içindedir. Her fırsatta ondan kaçmak yolunu bulur. Onun için, düşünme sporu ile bu işe alıştırılması ve düşünme sanatını öğrenmesi gereklidir."